KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/7365 E., 2017/13151 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı erkek vekili, 08.12.2015 tarihli mazeret dilekçesinde. 09.12.2015 tarihli duruşmaya katılamayacağını belirtip, bu nedenle mazeretinin kabulü ile yokluklarında duruşmanın yapılarak gelen talimat cevabına ve esasa ilişkin beyanlarını sunmak üzere taraflarına süre verilmesi ile duruşmanın ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 09.12.2015 tarihli duruşmada davalı vekilinin mazereti gerekçelendirilmediğinden bahisle reddedilmiş, sözlü yargılama için yeni bir duruşma günü verilmeden, davalı tarafın yokluğunda hüküm kurulmuştur. Mahkeme, tahkikatın bitiminden (HMK m. 184) sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Sözlü yargılamada mahkeme, tarafların son sözlerini sorar ve hükmünü verir (HMK m. 186/2). Hakim, Türk Hukukunu re'sen uygular (HMK m. 33). Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanununun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (HGK 13.03.2013, 2013/802 esas, 2013/347 karar).
Mahkeme, sözlü yargılama için yeni bir duruşma günü vermeden, davalı vekiline tebligat yapmadan ve taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama ve son sözlerini söyleme hakkı vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanununun 184. ve 186. maddelerinin emredici ve açık hükümlerine aykırı olarak hüküm vermiştir. Belirlenen bu durum hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) kapsamındaki savunma hakkını zedeleyen önemli bir usul hatasıdır.
Bu sebeple hükmün münhasıran bu sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/7365, K. 2017/13151, 21 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama