KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/71 E., 2017/1870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı tarafından Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesine dayalı olarak 21.10.2014 tarihinde açılan boşanma davasına ilişkin dava dilekçesi, davalıya 27.10.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı cevap vermemiştir.
Fakat, 10.03.2015 tarihli ön inceleme niteliğindeki ilk duruşmada davalı vekili öncelikle davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte olur ise 400 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 20.000 TL manevi ve 20.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, buna karşılık davacı vekili süresinde davaya cevap vermeyen davalının delil bildirmesine ve savunmasını genişletmesine muvafakatı olmadığını beyan etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesinde tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilecekleri yahut değiştirebilecekleri, ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen tarafın onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunmanın genişletilemeyeceği gibi değiştirilemeyeceği de hükme bağlanmıştır.
O halde, yukarıdaki yasa hükmü nazara alınarak davalı kadının süresinde talep edilmeyen ve davacı tarafça da açıkça muvafakat edilmeyen maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki; bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir (HMUK m.438/7).
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/71, K. 2017/1870, 22 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama