KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2018/3068 E., 2018/11230 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, vekalet ücreti yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, her üç dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (TCA m. 141/3). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK m.27) gereğidir. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar.
Somut olaya gelince; mahkeme gerekçeli kararında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının da az da olsa kusurlu olduğunu kabul etmiş ve fakat ispatlanamadığından davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının reddine karar vererek gerekçe ile karar arasında çelişki yaratmıştır. Bu haliyle karar yeterli gerekçeden yoksun olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir.
Bu bakımdan gerekçesiz karar oluşturulması usule aykırı bulunmuştur.
2-Davacı-karşı davalı kadının ziynet alacağı talebi hakkında mahkemece 17055 TL ziynet bedelinin davalı-karşı davacı erkekten alınarak kadına verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş, ancak dava konusu olan ziynetlerin ayrı ayrı cins, nitelik ve değerleri gerekçe ve de hükümde gösterilmemiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Kanun'un 298. maddesinin ( 2. ) fıkrasında da gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.
Gerek tefhim edilen kısa kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3068, K. 2018/11230, 17 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama