KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2018/8107 E., 2019/4787 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2019
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Boşanma-Nafaka
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-İlk derece mahkemesince tarafların ortak çocuğu İzzet'in velayeti anneye verilmiş ve baba ile arasında kişisel ilişki kurulmuştur. Davalı-davacı kadın kişisel ilişki yönünden de istinaf talebinde bulunmuş, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince kadının tüm istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “Çocuğun üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.l. TMK m. 339/1, 343/1, 346/1. Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.
Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Kişisel ilişki düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Tarafların davayı kabulü de tek başına hukuki sonuç doğurmaz.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden kişisel ilişki konusunda iki kez uzman raporu alındığı ancak idrak çağındaki çocuğun mahkeme huzurunda dinlenilmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla, idrak çağındaki çocuğun kişisel ilişki konusundaki görüşünün alınması ve tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/8107, K. 2019/4787, 16 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama