KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2018/8158 E., 2019/7970 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2019
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, velayet, tedbir nafakası, tazminatların miktarı yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen tazminatlar, reddedilen tazminat istekleri ve nafaka yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle;
duruşma için belirlenen 02.07.2019 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının tüm, davacı-karşı davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Velayet düzenlemesi yapılırken; gözönünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı" (BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK. md.339/1, 343/1, 346/1. Çocuk Koruma Kanunu md. 4/b)'dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.
Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.
İlk derece mahkemesince tarafların ortak çocukları 2004 doğumlu ... ve 2008 doğumlu ... ...’in velayetleri çocukların anneleri ile kalmaktan mutlu oldukları gerekçesi ile davalı-karşı davacı anneye verilmiş, davalı-karşı davacı baba tarafından velayet yönünden de istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince çocukların mevcut yaşam koşullarından memnun oldukları, uzman tarafından da çocukların velayetinin anneye verilmesinin uygun olacağının belirtildiği,
uzman görüşünden ayrılmayı gerekli kılan bir olgu ve delil bulunmadığı gerekçesiyle babanın velayet düzenlemesine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı baba, annenin küçük ... ...’i okula göndermediğini, eğitim ve öğretim hayatını engellediğini beyan etmiş, temyiz aşamasında da küçük ... ...’in anne tarafından okula gönderilmediğine ilişkin Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün yazısı ile bu hususla ilgili anne hakkında Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma tutanaklarını eklemiştir. Velayet kamu düzenine ilişkin olup karardan sonra gerçekleşen olayların dikkate alınması gerekir.
O halde, davacı-karşı davalı babanın temyiz aşamasında sunduğu bu belgeler ve anne hakkındaki soruşturma dosyası değerlendirilerek, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenip, iddia edilen okula gitmeme hususunda çocukların beyanı da alınarak tüm delillerin hep birlikte değerlendirilmesi suretiyle gerçekleşecek sonucuna göre ortak çocukların velayeti konusunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/8158, K. 2019/7970, 2 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama