KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2019/2126 E., 2019/10567 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- Karar düzeltme isteyen
- Taraflar
Karar Metni
700 kelime·4 dk okuma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına ve kısmen reddine dair Dairemizin 10/12/2018 gün ve 2018/4029-2018/14227 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre, davalı-davacı kadının karar düzeltme isteği yersizdir.
2-Davacı-davalı erkeğin karar düzeltme isteğinin incelenmesine gelince;
Dairemizin 10.12.2018 gün, 2018/4029 esas ve 2018/14227 karar sayılı ilamıyla, davacı-davalı erkeğe hükmün 10.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve fakat söz konusu karara karşı kanunda öngörülen (HUMK m. 432) onbeş günlük süre geçtikten sonra 27.04.2018 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz başvurusunda bulunulduğu belirtilerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 2494 sayılı kanun ile değişik 432/4. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede, davacı-davalı erkeğe hükmün 10.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı-davalı erkek vekili tarafından yasal 15 günlük süre içerisinde 20.04.2018 günü saat 11:20 havele tarihli olacak şekilde UYAP bilişim sistemi üzerinden hükmün temyizine yönelik olarak dilekçe verildiği,
ne var ki bu dilekçenin UYAP bilişim sisteminde yer alan “İstinafa cevap dilekçesi” kısmına kaydedilmesi nedeniyle, ilk inceleme sırasında temyiz talebinin süresinde olduğu gözden kaçırılarak temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verildiği anlaşılmakla, davacı-davalı erkeğin karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442. maddeleri gereğince kabulü ile Dairemizin 10.12.2018 gün, 2018/4029 esas ve 2018/14227 karar sayılı ilamının,
davacı-davalı erkeğin temyiz isteğinin süreden reddine ilişkin 1 nolu bendinin kaldırılmasına ve davacı-davalı erkeğin temyiz isteğinin esasının incelenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
3-Davacı-davalı erkek tarafından, ilk derece mahkemesi hükmünün kusur belirlemesi, davalı-davacı kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat yönünden temyiz isteğinin esasının incelenmesinde;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davacı-davalı erkeğin güven sarsıcı davranışta bulunma kusuruna karşılık, davalı-davacı kadının da ortak çocuklarına sürekli fiziksel şiddet uyguladığı ve eşinin annesini istemediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmamıştır.
c)Yukarıda 3-b bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
23.10.2019 (Çrş.)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2126, K. 2019/10567, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama