KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2022/6617 E., 2022/7201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2022
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, nafaka ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Davalı-karşı davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davalı-karşı davacı kadının temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacı-karşı davalı erkeğin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece verilen ilk hüküm, Dairemizin 20.10.2021 tarihli ilamı ile “davalı-karşı davacı kadının tam kusurlu olduğu, davacı-karşı davalı erkek aleyhine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu ve erkek lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma sonrası verilen kararda davacı-karşı davalı erkek lehine 1.000 TL maddî, 1.500 TL manevî tazminata hükmedilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Yeniden kurulan hüküm bozma ilamında belirtilen ilkelere, bozmanın amacına uygun olmayıp, davacı-karşı davalı erkek yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî (TMK m. 174/1) ve manevî (TMK m.174/2) tazminat takdiri gerekir.
Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/6617, K. 2022/7201, 20 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama