İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /2. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 2. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/3668 K.2024/1233

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir.

Esas2023/3668Karar2024/1233Tarih27 Şubat 2024Okuma10 dk · 1.969 kelime

KÜNYE

2. Hukuk Dairesi 2023/3668 E., 2024/1233 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Şubat 2024
İncelenen kararın mahkemesi
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/274 E., 2023/231 K.
Dava tarihi
09.08.2021
Karar
Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma
İlk derece mahkemesi
Kayseri 7. Aile Mahkemesi
Sayısı
2021/555 E., 2022/894 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.969 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı-karşı davalı kadın vekili dava dilekçesinde; davalı- karşı davacının kendisine kötü davrandığını, evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, eşine tehdit ve hakaret ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, tarla işlerinde zorla çalıştırıldığını, ilgisiz davrandığını, en son müşterek çocuğa ayakkabı alınmasını istediğinde çay bardağının fırlatarak fiziksel şiddet uyguladığını, bu olaydan sonra evi kendisinin terk ettiğini, evi terk ettikten sonra davalı- karşı davacının evi ve çocukları ile ilgilenmediğini, maddî ve manevî destek olmadığını, kızını çeyiz eşyalarının alımına katkıda bulunmadığını,

evliliğin ilk günlerinden itibaren müvekkilinin hem ev içi işlerin hem de hayvanların bakımını tamamen üstlendiğini, tarafların evliliğin ilk aylarında düğünde takılan altınların tamamını müvekkilinden zorla alındığını, eşin psikolojik ve ekonomik şiddetine daha fazla dayanamayan müvekkilinin aynı köy içerisinde yaşayan anne babasının evine ortak çocuklarını alarak gittiğini, 2018 yılından itibaren ayrı yaşamaya başladıklarını, şehir merkezinde fabrikada kendisine iş bulduğunu ve ortak çocuklarıyla beraber şehir merkezine taşındığını, evden ayrılma sürecinden sonra davalının müvekkili ve ortak çocukları aramadığını, ilgilenmediğini,

tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin müvekkiline verilmesini, ortak çocuklar için aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata, nafakaların her yıl ÜFE-TÜFE oranında artırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; kadının tam kusurlu olduğunu, tarafların yaklaşık 6 yıldır ayrı yaşadıklarını, eşinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, çalışmadığını, sık sık şehir merkezine gittiğini, evdeki işleri yapmak istemediğini, sinir krizine girdiğinde erkeğe ve çocuklarına fiziksel şiddet uyguladığını, kızının eğitimin tamamlanmadan evlenmesine müsade ettiğini, çocuklarla ilgilenmediğini, toplum içinde küçük düşürdüğünü,

iki defa intihara kalkıştığını ileri sürerek asıl davanın tüm talepleriyle birlikte reddini, karşı davalarının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarını, ortak çocukların velâyetlerinin babaya verilmesini, erkek lehine 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların 1998-2018 yılları arasında köyde yaşadıkları, ancak kadın köyde Kadir adında birisi ile ilişkisi olduğu yönünde dedikodu çıkınca Kayseri'ye taşındıkları, Kadir ile gönül ilişkisi olduğu yönünde somut deliller olduğu, ayrıca kadın köye gelin gelmesine rağmen köyü beğenmediği, kadının sadakatsiz olup, birlik görevlerini yerine getirmediği ve evi terk edip gittiği, kadının eşinin kendisini dövdüğünü ispat edemediği, erkeğin sadece elindeki bardağı sinir ile masaya vurduğu, bu vakadan sonra 4 çocuk doğduğu,

kadının erkeğin şiddet uyguladığını ve erkeğin çocuklarıyla ilgilenmediği kusurlarını ispat edemediği, kadının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının asıl davasının reddine, erkeğin karşı davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, babayla ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk için aylık 400,00 TL tedbir ve 750,00 TL iştirak nafakasına, erkek lehine 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata, kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı-karşı davalı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin aldattığına dair herhangi bir maddî delilin bulunmadığını, yine sadakatsizlik iddiasını kabul etmemekle birlikte ayrı yaşanılmaya başlanıldığı süreçte erkeğin bir çok kez müvekkiline eve dön çağrısında bulunduğu, iş bu hususun dosyada dinlenen tanıklar ile ispat edildiğini, bu nedenle asıl davalarının kabulüne, karşı davanın reddine, erkek lehine hükmedilen tazminatların kaldırılmasını, müvekkili lehine tedbir, yoksulluk nafakası ile tazminata hükmedilmesi istemi ile reddedilen asıl davası, erkeğin kabul edilen karşı davası, erkek lehine hükmedilen tazminatlar ile reddedilen tazminatlar ve nafaka talepleri yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusura göre erkek lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminatların düşük olduğunu, evlilikte kadının tam kusurlu olduğunu, ortak çocuk Muhammed'in velâyetinin müvekkiline verilmesine, aksi takdirde iştirak nafakasının düşürülmesi gerektiğini ileri sürerek velâyet, iştirak nafakası ile tazminatların miktarları yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadın ile erkeğin kadın evi terk edip, Kayseri'ye yerleştikten sonra tanık beyanlarında da açıkça anlaşılacağı üzere barıştıkları, hafta içi Kayseri'de hafta sonları ise köyde kalınması ve köyde yeniden bir ev yapılması konusunda anlaştıkları, hatta kadının bir hafta sonu köye geldiği, daha sonra gelmeyince yine aracıların araya girdiği, kadının gelirim deyip gelmediği,

dolayısıyla tarafların Kayseri'ye taşınıncaya kadar tüm olayları affettikleri ya da hoşgörü ile karşıladıkları, kadın Kayseri'ye taşındıktan sonra ise erkeğin, eşi ve çocukları ile yeteri kadar ilgilenmediği, ihtiyaçlarını karşılamadığı, kadın ameliyat olduğunda kendisi ile ilgilenmediği, bu durumda erkeğin tam kusurlu, kadın ise kusursuz olduğu, kadının açtığı asıl davanın reddine, erkeğin açtığı karşı davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu, kadının Kayseri'ye taşındıktan sonra ispat edilen herhangi bir kusuru olmadığı, erkeğin kusurlu hareketleri sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı,

evlilikte kadının kusursuz, erkeğin tam kusurlu olduğu, sosyal inceleme raporunun alındığı, velâyetin anneye verilmesi gerektiği gerekçesiyle kadının istinaf başvurusunun kusur belirlemesi, reddedilen davası, iştirak nafakasının miktarı, reddedilen tazminat talepleri, erkek lehine hükmedilen tazminatlar yönlerinden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine,

babayla ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk için aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına, nafakanın her yıl TÜFE oranında arttırılmasına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın için 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, erkeğin tüm, kadının ise yoksulluk nafakasına yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı-karşı davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde.

Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin oldukça eksik ve hatalı olduğu, dosya kapsamında yer alan tüm delil ve belgeler ile tanık beyanları ışığında davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiği, kadının tüm talepleriyle birlikte davasının reddi gerektiği, kadının sadakatsiz davranışlarına halen devam ettiğini, tarafların ayrı kalınan işbu süreç içerisinde hiçbir şekilde bir araya gelmedikleri, aralarında evlilik birliğinin devamı yönünde herhangi bir görüşme dahi gerçekleşmediği,

açıkça görüldüğü üzere müvekkile karşı sadakatsiz olan, köyde adı geçen kişiyle aleni bir şekilde gezip dolaşan biriyle müvekkilin biraraya gelme ihtimalinin mümkün olmadığı, müvekkilin kız kardeşlerinin ortak çocuğun evleniyor olmasından mütevellit aileyi bir araya getirme çabasına girişse de müvekkilin ısrarla reddettiğini, kadının sadakatsiz davranışları yıllar boyu devam ettiği gibi halada yaşadığı yerde konuşulduğundan evliliğin devamının mümkün olmadığı, ancak müvekkil üzerinden uzun zaman geçtikten sonra kız kardeşlerinin kendisinden habersiz barıştırma girişiminde bulunduklarını öğrendiği,

ancak tüm bu yaşanılanların Bölge Adliye Mahkemesince çok farklı değerlendirildiği, eşlerin yakınları tarafından yapılan barışma girişimi ve ziyaretlerinin eşin isteği ve yönlendirmesi ile yapılmadıkça “affetme” olarak nitelendirilemeyeceği, kadının tam kusurlu olduğunu, müvekkile zorla kusur yüklenmeye çalışıldığı, kadının, ortak çocuklarla yeterince ilgilenmediği, onlara düzenli bir hayat sunamadığı, çocuklara karşı yükümlülüklerini alenen ihlal ettiği ve özellikle velâyeti altında bulunan Muhammed yönünden görevini gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülerek kusur belirlemesi,

kadının kabul edilen davası, reddedilen kendi davası, velâyet, iştirak nafakası, kadın için hükmedilen tazminatlar yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kusur belirlemesinin ve af değerlendirmesinin doğru yapılıp yapılmadığı, tarafların davalarının kabulünün gerekip gerekmediği, velâyet, iştirak nafakası, kadın için hükmedilen tazminatlar, erkeğin reddedilen tazminat talepleri noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 182, 327, 328 inci, 330 uncu, 335 inci vd. maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Karşılıklı olarak açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince "tarafların köyde yaşadıkları, ancak kadının köyde Kadir adında birisi ile ilişkisi olduğu yönünde dedikodu çıkınca Kayseri'ye taşındığı, Kadir ile gönül ilişkisi olduğu yönünde somut deliller olduğu, ayrıca kadının köye gelin gelmesine rağmen köyü beğenmediği,

kadının sadakatsiz olup, birlik görevlerini yerine getirmediği ve evi terk edip gittiği, bu suretle boşanmaya sebep olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu" gerekçesi ile kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine hükmedilmiştir.

Tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, " kadının evi terk edip, Kayseri'ye yerleştikten sonra barıştıkları, hafta içi Kayseri'de hafta sonları ise köyde kalınması ve köyde yeniden bir ev yapılması konusunda anlaştıkları, hatta kadının bir hafta sonu köye geldiği, daha sonra gelmeyince yine aracıların araya girdiği, kadının gelirim deyip gelmediği, dolayısıyla tarafların Kayseri'ye taşınıncaya kadar tüm olayları affettikleri ya da hoşgörü ile karşıladıkları, kadının Kayseri'ye taşındıktan sonra ise erkeğin kadın ve çocukları ile yeteri kadar ilgilenmediği, ihtiyaçlarını karşılamadığı,

kadın ameliyat olduğunda kendisi ile ilgilenmediği, bu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda erkeği tam kusurlu, kadının ise kusursuz olduğu" gerekçesi ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine hükmedilmiştir. Hüküm, davalı-karşı davacı erkek vekilince her iki dava ve fer'îler yönünden temyiz edilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar "kadının evi terk edip, Kayseri'ye yerleştikten sonra barıştıkları, hafta içi Kayseri'de hafta sonları ise köyde kalınması ve köyde yeniden bir ev yapılması konusunda anlaştıkları, hatta kadının bir hafta sonu köye geldiği, daha sonra gelmeyince yine aracıların araya girdiği, kadının gelirim deyip gelmediği tarafların Kayseri'ye taşınıncaya kadar tüm olayları affettikleri ya da hoşgörü ile karşıladıkları" belirtilerek tam kusurlu erkeğin davasının reddine, kusuru bulunmayan kadının davasının ise kabulü ile boşanma ve fer'îlerine karar verilmiş ise de;

yapılan yargılama ve toplanan delillerden, ne tarafların iddia ve savunmalarında, ne de istinaf dilekçelerinde bir araya geldikleri ve evliliği devam ettirdikleri beyan edilmediği gibi tanık beyanları ile anlaşılanın barışma değil, barışma girişimini yansıttığı sabittir.

Bu durumda; kadının bir başka erkekle güven sarsıcı davranış içerisine girdiği, erkeğin yakınlarının tarafları barıştırma girişiminin somut olayda af olarak değerlendirilemeyeceği, kadının Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararı temyiz etmediği, erkek yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu, erkeğin ise Kayseri'ye taşındıktan sonra ayrı yaşanılan altı yıllık bir süreç içerisinde kadın ve okul çağında olan çocukları ile ne maddî ve ne de manevî olarak ilgilenmediği, ihtiyaçlarını karşılamadığı anlaşılmaktadır.

Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikle bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı erkek de dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile erkeğin davasının reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre her iki dava hakkında yeniden hüküm kurulması zorunlu hale geldiğinden, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

27.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3668, K. 2024/1233, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3668
Karar No
2024/1233
Tarih
27 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3672 K.2024/1527
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/3679 K.2024/711
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/3680 K.2024/712
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/3681 K.2024/579
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/3682 K.2024/713
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/3689 K.2024/2157

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.