KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2023/6243 E., 2025/1568 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1191 E., 2023/142 K.
- Dava türü
- Boşanma- Ziynet
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/67 E., 2020/140 K.
Karar Metni
739 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve nafakalar, vekalet ücreti ve ziynet alacağı davasının reddi yönünden; duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... ve vekili gelmedi. Karşı taraf davalı ... ile vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Dosya içeriğine göre davacı kadın tarafından 121.824.72 TL'lik ziynet bedeli için açılan davada, yapılan yargılama neticesinde; ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiştir. Ziynet alacağı davasında, reddedilen kısım Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı kadının ziynet alacağı davası yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.İlk Derece Mahkemesince, "tarafların birbirlerine karşı birlik görevlerini yerine getirmediği, mesafeli davrandıkları, her iki tarafın da birbirine ve birbirlerinin ailelerine karşı hakaret içeren söz ve eylemlerinin bulunduğu,
başlangıçta İstanbul'da oturulması konusunda anlaşılmasına rağmen erkeğin davacı kadını köyde yaşamaya zorladığı ve 18 yaşından büyük çocukları ile birlikte yaşamak durumunda bıraktığı, davalının çocuklarının müşterek evde pek çok şeye müdahil oldukları, en son bu sebeple tartıştıkları, davacı kadının ailesinin gelerek onu götürdükleri", bu suretle erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına karar verilmiştir.
Kararın davalı erkek tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadın tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı olduğu ve dosyaya sunulan kanıtlarla dayanılan vakıaların ispatlanamadığı, bu sebeple davacı kadının davasının reddi gerektiği, ne var ki, boşanma kararının istinaf edilmediği ve bu durumun eleştirilmekle yetinildiği belirtilerek kadının nafaka ve tazminat taleplerinin reddi yoluna gidilmiştir. Karar, davacı kadın vekilince temyiz edilmiştir.
Toplanan delillerden, İlk Derece Mahkemesince kadına yüklenen "birlik görevlerini yerine getirmeme, davalı erkeğe ve ailesine karşı karşı hakaret içeren söz ve eylemler söyleme" vakıası kadın tarafından istinaf edilmemekle kesinleşmiştir.
Buna karşılık, Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar kadının tanıklarının duyuma dayalı olduğu ifade edilmiş ise de; somut ve görgüye dayalı olduğu anlaşılan tanık beyanlarına göre davalı erkeğin kadını İstanbul'da reşit çocukları ile ya da köyde yaşamaya zorladığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
O halde tarafların gerçekleşen ve kabul edilen bu kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden hatalı değerlendirme sonucu yapılan kusur belirlemesi ile kadının iddialarını ispatlayamadığının kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
4.Yukarıda açıklandığı üzere taraflar boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.
5.Boşanma davalarında davanın kabulü veya reddine göre vekalet ücretine hükmedilir. Somut olayda da; davacı kadının davası kabul edilmiş ve boşanma kararı taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu durumda, davanın kabulüne bağlı olarak davacı kadın lehine takdir edilen vekalet ücreti yönünden de karar kesinleştiği halde Bölge Adliye Mahkemesince kadın lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına şeklinde karar verilip davalı erkek lehine vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6243, K. 2025/1568, 17 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama