KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/10518 E., 2025/2018 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/109 E., 2024/602 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı erkek vekili tarafından, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, maddi tazminatın reddi ile manevi tazminat miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı- davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlara göre boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı - davacı kadın ağır kusurludur. Ağır kusurlu olmayan erkeğin boşanma ile eşinin desteğinden mahrum kalacağı dikkate alındığında erkek yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen maddi tazminat koşulları oluşmuştur. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek erkek yararına uygun miktarda maddi tazminata karar verilmesi gerekirken şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10518, K. 2025/2018, 25 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama