KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/3897 E., 2025/1837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2139 E., 2024/277 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Burhaniye Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/449 E., 2021/347 K.
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından kusur belirlemesi ve aleyhine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Dava erkek tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davası olup İlk Derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda " ...davalı kadının davacı eşinin ailesini istemediği, ailesiyle görüşmediği, davacının da ailesiyle görüşmesini istemediği, davacının annesine saygısız tutum ve davranışlarda bulunduğu, davacı eşine yönelik küçük düşürücü ve aşağılayıcı sözler sarf ettiği ve davranışlar sergilediği, böylelikle birlik görevlerini yerine getirmediği, bu suretle taraflar arasında şiddetli geçimsizliğin mevcut olduğu, yaşanan olaylarda davalı kadının tam kusurlu olduğu,
davacı erkeğin kusurunun bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve erkek lehine manevi tazminata karar verilmiş, hükme karşı davalı kadın tarafından yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adliye mahkemesince esastan reddedilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların dava tarihi itibarıyla evliliklerinin 31 yıl sürdüğü anlaşılmaktadır.
Davacı tanıklarının bir kısmının beyanlarının yer ve zamanı belli olmayan, genel ve soyut nitelikte taraflardan aktarıma dayalı olduğu, bir kısım beyanlarında geçen vakıalardan sonra ise evlilik birliğinin devam ettiği, bu nedenle af ve hoşgörü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, yine tanık beyanlarında geçen bir kısım beyanların ise sebep ve saiki açıklanmayan davacıyı davada haklı çıkarmaya matuf beyanlar olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalıya atfedilecek evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte her hangi bir kusur ispatlanmamıştır. Boşanmaya karar vermek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir.
Davalının kusuru kanıtlanmadığına göre, boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de hüküm boşanma hükmü yönünden temyiz edilmediğinden bu durum ayrıca bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2.Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadının kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca boşanma sonucu manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. İlk Derece Mahkemesince kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına şartları oluşmadığı halde manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3897, K. 2025/1837, 24 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama