KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/3903 E., 2025/1310 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/172 E., 2024/154 K.
- Dava türü
- Boşanma - Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/51 E., 2022/530 K.
Karar Metni
440 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından kadının kabul edilen her iki boşanma davasının kabulü ve fer'îleri yönünden; davacı kadın vekili tarafından ise katılma yoluyla tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle kadının kendi evine girmesinin konut dokunulmazlığı suçunu oluşturmadığının, bu durumun ceza mahkemesi hükmü ile de sabit olduğunun, bu nedenle bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenilmesinin doğru olmadığının, tarafların belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre yine de boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat ile kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı dikkate alındığında davalı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
3.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen toptan yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3903, K. 2025/1310, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama