KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/4898 E., 2025/739 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1830 E., 2024/138 K.
- Dava türü
- Katılma Alacağı
- İlk derece mahkemesi
- Büyükçekmece 5. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/55 E., 2023/1214 K.
Karar Metni
904 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen karar davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ''Başvuru süresi'' kenar başlıklı 345 inci maddesi '...(1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
3. Aynı Kanun'un ''İncelemenin kapsamı'' kenar başlıklı 355 inci maddesi de; '' (1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
4. Süre tutum dilekçesi verilmesinin istinaf başvurusu yapma süresine etki edeceği, süreyi durduracağı veya muhafaza edeceğiyle ilgili 6100 sayılı Kanun'da bir hüküm bulunmamaktadır.
5. Somut olaya gelince. İlk Derece Mahkemesince 07.07.2023 tarihinde karar verildikten sonra davacı kadın vekilince 20.07.2023 tarihinde süre tutum dilekçesi verilerek, dilekçenin sonuç ve talep bölümünde "Gerekçeli mahkeme kararının tarafımıza tebliğinden sonra ayrıntılı itiraz dilekçesi verme hakkımızı saklı tutarak, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğumuzdan gereğini ... arz ve talep ederiz." ibaresine yer verilmiştir.
Gerekçeli kararın 08.10.2023 tarihinde tebliğinden itibaren ise iki haftalık süre içinde gerekçeli istinaf sebeplerini içeren dilekçe verilmediği, istinaf sebeplerini belirtir dilekçenin 25.10.2023 tarihinde iki haftalık süre geçtikten sonra sunulduğu. Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadın vekilinin istinaf dilekçesinin, süresinde sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
6. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacı tarafın, kararın kendisine tebliğinden ve istinaf süresi geçtikten sonra verdiği istinaf sebeplerini içerir dilekçesinin kabul edilmesi mümkün görülmemektedir. Bununla birlikte, davacının gerekçeli kararın kendisine tebliğden önce söz konusu kararı süre tutum dilekçesi adıyla istinaf ettiğini belirtir dilekçe sunması, mahkeme kararını istinaf ettiğine yönelik iradesini açıkça ortaya koyduğunu göstermektedir.
Kanunda süre tutumu dilekçesi verilmesiyle ilgili bir düzenlemenin bulunmaması, davacının ortaya koyduğu istinaf istek ve iradesinin yok sayılmasını gerektiren bir yasal düzenlemenin veya yasal bir engelin bulunduğu anlamına gelemez. Kanun yollarına başvuruyla ilgili açık bir düzenleme bulunmuyorsa, kural olarak kanun yolunu kapatmamak, bu yolu olabildiğince açık tutmak ve bu yönde yorum yapmak gerekir.
Kanunda açıkça kanun yoluna başvurulamayacağına ilişkin bir düzenleme yoksa, yorum veya kıyas yoluyla kanun yolunu kapatmak adalete erişim ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurur.
7. O hâlde, yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler ışığında; Bölge Adliye Mahkemesince, davacı kadın vekili tarafından sunulan 20.07.2023 tarihli dilekçesinin istinaf dilekçesi olarak kabul edilip söz konusu dilekçede istinaf sebeplerinin açıkça belirtilmediği de göz önünde bulundurularak 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden istinaf incelenmesi yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4898, K. 2025/739, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama