KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/5413 E., 2025/8026 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/13 E., 2024/89 K.
- Dava türü
- İpoteğin Kaldırılması - Tapu İptali ve Tescil - Aile Konutu Şerhi Konulması
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/920 E., 2022/18 K.
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından hükmün tamamı yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... ve karşı taraf davalı ... vekili Avukat .. .. .. ile davalı ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194 üncü hükmü uyarınca ipoteğin kaldırılması, tapu iptali ve tescil ile aile konusu şerhi konulması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; dava dosyası arasında bulunan muvafatname altında bulunan imzanın davacı kadının eli ürünü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından tamamı yönünden istinaf edilmiş olup istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının, dava konusu taşınmaza ilişkin eş muvafakatname belgesini ve imzayı kabul etmemesi üzerine, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda muvafakatnamedeki imzanın kuvvetle muhtemel davacıya ait olduğunun bildirildiği, yukarıda da belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesince bu rapor yeterli görülerek dava konusu taşınmaza davalı banka tarafından konulan ipoteğin, davacının açık muvafakati ile konulduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Hükme esas alınan raporda muvafakatnamedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmediği gibi, kesin kanaat içermemesi sebebiyle hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, Adli Tıp Kurumu'nun imza incelemesinde üst ve son merci olmadığı gözetilerek ehil bilirkişilerden oluşacak bir heyetten dava konusu belgede yer alan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığına ilişkin kesin kanaat içerir şekilde yeniden rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5413, K. 2025/8026, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama