KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/5503 E., 2025/5473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1483 E., 2024/480 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/521 E., 2021/336 K.
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur, velâyet, nafakalar ve miktarları, reddedilen tazminat talepleri ve karşı davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince, erkeğe "kadına karşı şiddet uyguladığı" ve "küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunduğu" vakıaları; kadına ise "güven sarsıcı davranışlarının olduğu" vakıası kusur olarak yüklenmiş ve tarafların kusur belirlemesine yönelik istinaf itirazlarına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğe yüklenen "küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunduğu" vakıası erkeğin kusurlarından çıkarılarak tarafların yine de eşit kusurlu olduğuna dair karar verilmiş ise de; erkeğe yüklenen şiddet vakıası yönünden 2019 yılında gerçekleşen şiddet olayına ilişkin, ceza dosyasında alınan darp raporunda;
darp cebir bulgusuna rastlanmadığının belirtildiği, ceza dosyasında, adli rapor içeriğine göre kadında darp cebir izine rastlanmaması nazara alınarak erkeğin eyleminin kadının vücuduna acı vermek amacıyla kolunu kıvırmasının aksine kendisine gösterilen bıçağı kadının elinden almak şeklinde gerçekleştiği vicdani kanaatine ulaşılmakla eyleminde erkeğin atılı suça yönelik kastı bulunmaması ve vücuda acı vermek kastıyla hareket ettiğine dair şüpheden uzak mahkumiyetine yeter delil bulunamadığı gerekçesiyle eşe karşı basit yaralama suçundan beraatine karar verildiği, bu hususların dosyamız kapsamı ile uyumlu olduğu,
şiddet vakıasına dair tanık beyanlarının evliliğin ilk 1-2 yılına ilişkin olduğu, gerek tanık beyanları gerek dosya kapsamına göre, evlilik birliğinin devam etmesi nedeniyle vakıanın af kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, böylelikle şiddet kusurunun erkeğe yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. O halde kadına yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-davacı kadın tam kusurludur.
Kadının açtığı karşı boşanma davasının reddi gerekirken kabulü doğru değildir. Ne var ki erkeğin davasında tarafların boşanmalarına ilişkin verilen hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden kadının davası konusuz kalmıştır.
Açıklanan husus gözetilerek konusuz kalan kadının boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava tarihi itibariyle haklılık durumu gözetilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücretine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere davalı-karşı davacı kadın boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurludur. Tam kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Hal böyle iken, hatalı kusur belirlemesi sonucu kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.Yukarıdaki (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak erkek yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5503, K. 2025/5473, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama