KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/5555 E., 2025/2741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/838 E., 2024/833 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 8. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/534 E., 2024/30 K.
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, maddi ve manevi tazminat miktarları ile yoksulluk nafakası miktarı yönlerinden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası yönlerinden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Kanun'un öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.
Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesi kararını sınırlı olarak istinafa getiren tarafın açıkça istinaf etmediği konularda da temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği ve taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği, ancak kararın davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından yoksulluk nafakası miktarı yönünden istinaf edilmediği ve yoksulluk nafakası miktarı istinaf edilmeyerek onun yönünden kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı- karşı davalı kadın vekilinin, kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı- karşı davacı erkek vekilinin ve davacı- karşı davalı kadın vekilinin diğer yönlerden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dosyası kapsamında davacı-karşı davalı kadının, erkeğe yönelik hakaret eyleminin ispatlandığının, bu nedenle hakaret eyleminin de kadına kusur olarak yüklenmesi gerektiğinin, kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de erkeğin ağır kusurlu, kadının ise az kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5555, K. 2025/2741, 17 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama