KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/5910 E., 2025/3464 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/153 E., 2024/516 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/312 E., 2023/76 K.
Karar Metni
711 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı boşanma davasının kabulü, reddedilen tazminatlar, kişisel ilişki tesisi, çocuk için kabul edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarları, yargılama gideri yönünden, davalı-davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi,
asıl davanın ve birleşen davanın kabulü, karşı davada zina ve hayata kat, pek kötü ve onur kırıcı davranış hukuki sebebiyle açılan davanın reddi, reddedilen tazminatlar, çocuk için kabul edilen nafakalar ve miktarları, velayet, kişisel ilişki süreleri, aleyhe hükmedilen vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine ve özellikle erkeğin zina ve hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış hukuki sebebiyle terditli olarak açılan karşı boşanma davasının reddi yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğunun ve bu nedenle evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile erkek tarafından açılan karşı boşanma davasının kabulünün kesinleşmediğinin,
yine Bölge Adliye Mahkemesi nce kurulan hükmün 17 nci maddesinde taraflarca yatırılan gider avansında kullanılmayan kısmın, karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davalı- davacı erkeğin tüm, davacı- davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı-davalı kadının birleşen davanın reddi, kusur belirlemesi, ortak çocuk lehine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakasının miktarları, davalı- davacı erkek yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminata yönelik, davalı- davacı erkeğin ise, kişisel ilişki süresi ve kusur belirlemesine yönelik istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün tamamen kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verildiği ve kurulan hükmün A/5nci bendinde, '' davacı- davalı kadın tarafından istinaf aşamasında yapılan 492 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı,
174,75 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 666,75 TL'nin davalı - davacıdan alınarak davacı - davalıya ödenmesine'' şeklinde karar verilmişse de, kadın tarafından yatırılan önceki istinaf başvuru harcı 162,10 TL'nin de erkekten tahsil edilerek kadına ödenmesi gerekirken yargılama gideri olarak yazılmadan yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu,
yine hükmün 9 ncu bendinde, ''Asıl davada davacı- davalı tarafından yapılan 44,40 TL peşin harç ve 44,40 TL başvurma harcı, tebligat ve posta gideri 394,44 TL olmak üzere toplam 483,24 TL yargılama giderinin davalı- davacıdan alınarak davacı- davalıya ödenmesine '' şeklinde karar verilmişse de, kadın tarafından asıl davada yatırılan 6,40 TL vekalet harcının da erkekten tahsil edilerek kadına ödenmesi gerekirken yargılama gideri olarak yazılmadan yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5910, K. 2025/3464, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama