KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/6651 E., 2025/3406 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1111 E., 2024/1360 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Salihli 2. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/158 E., 2021/128 K.
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı erkek vekili tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, yoksulluk ve iştirak nafakası yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, aleyhine hükmedilen vekalet ücreti, nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiş, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu taraf vekillerince yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilmiş ise de toplanan delillerden, Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin “ağır kusurlu" olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.Boşanmaya sebep olan olaylarda yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere davacı-karşı davalı erkek, kadına nazaran daha ağır kusurludur. Gerçekleşen kusurlu davranışları aynı zamanda kadının kişilik haklarına da saldırı teşkil eder niteliktedir. Davalı- davacı kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları somut olayda gerçekleşmiştir.
O halde davalı- davacı kadın yararına tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddî ve manevî tazminat isteklerinin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un "hakkaniyet ilkesi" ile ilgili dördüncü maddesinin de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6651, K. 2025/3406, 8 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama