KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/7075 E., 2025/5922 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1774 E., 2024/1476 K.
- İlk derece mahkemesi
- Mersin 4. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/442 E., 2022/186 K.
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı erkek vekili tarafından kadın lehine takdir edilen tedbir-yoksulluk nafakası, talep konusu taşınmazın yargılama süresince davalı kadın ve ortak çocuğa özgülenmesinin ve devamına karar verilmesinin hatalı olduğu; davalı kadın vekili tarafından ise davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kabul edilen ve gerçekleşen tarafların kusurlu davranışlarına göre erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken Mahkemece hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7075, K. 2025/5922, 16 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama