KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/7159 E., 2025/3278 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1393 E., 2024/1048 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 27. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/261 E., 2023/314 K.
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, iştirak nafakası miktarları, aleyhine hükmedilen maddî tazminat ile lehine nafaka ve tazminata hükmedilmemesi yönünden; davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından ise karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, lehine hükmedilen maddî tazminat miktarı ile lehine manevî tazminata hükmedilmemesi ile velâyet yönünden temyiz edilmekle;
kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı erkek vekili ile davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların ortak çocuğu ...'ın 24.02.2007 tarihinde doğmuş olduğu, boşanma ilamı kesinleşmeden inceleme tarihi itibariyle ergin olduğu anlaşılmakla İlayda yönünden velâyet ve iştirak nafakası talepleri hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında, erkek yararına hükmolunan manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7159, K. 2025/3278, 7 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama