KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/7233 E., 2025/3682 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/583 E., 2024/751 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Kalecik Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/122 E., 2022/352 K.
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, hükmedilen nafaka miktarı, reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince evliliğin ilk zamanlarından itibaren taraflar arasında geçimsizliklerinin olduğu, cinsel birlikteliklerinin olmadığının taraflarca kabul edildiği, davacı-davalı erkeğin davalı-davacı kadına hakaret ettiği ve evlilik birliği yükümlülüklerini yerine getirmediği, davalı-davacı kadının ise sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, her iki tarafın eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer’ilerine hükmedilmiştir.
Hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı-davacı kadının söz konusu eyleminin "güven sarsıcı davranış" olduğu, güven sarsıcı davranışının 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 185 inci maddesinde düzenlenen sadakat yükümlülüğünün ihlali kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek esastan ret kararı verilmiştir. Karar davalı-davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından tarafların yaklaşık iki yıldır evli oldukları, aralarında cinsel birlikteliğin gerçekleşmediği, alınan rapor ile de kadının halen bakire olduğu anlaşılmaktadır. Her iki taraf da cinsel birlikteliğin karşı tarafça istenmediği iddiasını ileri sürülmüştür. Tarafların evli kaldıkları süre göz önüne alındığında, tarafların cinsel birlikteliğe engel olacak fizyolojik ve psikolojik bir rahatsızlığının olup olmadığı hususunda rapor alınması ve tüm delillerin değerlendirilmesi ile sonucu uyarınca kusur belirlemesi ve derecelendirmesi yapılarak bir karar verilmesi gerekirken bu husus değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7233, K. 2025/3682, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama