KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/8380 E., 2025/4283 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/991 E., 2024/868 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Küçükçekmece 8. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/299 E., 2022/122 K.
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile hükmedilmeyen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176 ncı ve devamı maddeleri uyarınca, ıslah ile taraflar tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın iddia ve savunmalarını genişletebilir ya da değiştirebilir. Davacı kadın vekilince verilen 26.10.2021 tarihli dilekçe de her ne kadar bu dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu açıkça belirtilmemiş ise de hukuki nitelendirme hakime ait olup dilekçe, gerek içeriği, gerekse niteliği itibariyle ıslah dilekçesi mahiyetinde olduğundan davacı kadının ıslah dilekçesi ile maddî ve manevî tazminat talebinin
bulunduğunun kabulü gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.
Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince davalı kadın vekilinin 26.10.2021 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulü ile davalıya tebliğ edilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu olarak kadının maddî ve manevî tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş,
bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8380, K. 2025/4283, 28 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama