KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/8393 E., 2025/5690 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/866 E., 2024/598 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 21. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/2307 E., 2021/1563 K.
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talepleri ile kadın ve ortak çocuklar lehine hükmedilen tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası miktarları yönünden; davalı erkek tarafından iştirak ve yoksulluk nafakası ile maddi tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasındaki çekişmeli boşanma davasının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince davalı erkeğin; ortak çocuğun tedavisi ile ilgilenmediği, eşini bu süreçte yalnız bıraktığı, ortak çocuğun bakımına ilişkin özen yükümlülüğünü bu kapsamda ihmal ettiği ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır ve tek kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, ancak kadının manevi tazminat isteminin erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesi ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tam kusurlu olan erkeğin eyleminin kadının kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olmadığından manevi tazminat isteminin reddinin doğru olduğu, ancak maddi tazminat ile iştirak ve yoksulluk nafakası miktarlarının az olduğu belirtilerek davacı kadının maddi tazminat ile iştirak ve yoksulluk nafakası miktarları yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kusur tespiti ve manevi tazminat yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya diğer tarafa göre az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir.
Ortak çocuğun tedavisi ile ilgilenmeyen, davacı kadını bu süreçte yalnız bırakan, ortak çocuğun bakımına ilişkin özen yükümlülüğünü bu kapsamda ihmal eden davalı erkeğin bu kusurlu eylemlerinin, davacı kadının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde ve manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğuna göre, davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8393, K. 2025/5690, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama