KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/1036 E., 2025/8203 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2453 E., 2024/3002 K.
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ile tazminatlar, hükmedilen manevî tazminat yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince erkeğin ağır kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulüne, kadın yararına yoksulluk nafakası ve tazminatlara hükmedilmiştir.
Davacı erkek vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kusura esas alınan vakıalar yönünden gerekçenin düzeltilmesi suretiyle kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu belirtilerek erkek yararına manevî tazminata hükmedilmiş ve kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillerden, Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusur durumuna göre boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyleyken yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesine göre, boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre az kusurlu olması gerekir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Mahkemece kadının, erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
4. Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Toplanan delillerden; yukarıda (2) numaralı paragrafta da açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusuru daha ağır olmayan kadının düzenli bir işi ve gelirinin olmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği, lehine yoksulluk nafakası verilmesi koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu durum karşısında kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki "hakkaniyet ilkesi" de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi gereğince uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1036, K. 2025/8203, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama