KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/1549 E., 2025/8336 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/298 E., 2024/676 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından karşı davanın reddi, nafaka hükmünün kaldırılması, maddî ve manevî tazminat taleplerinin kabulü yönünden; davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, nafaka ve tazminat miktarları ile nafaka artırımına ilişkin hüküm yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle erkeğe yüklenen ''kadını silahla tehdit ettiği'' vakıasının yapılan yargılama ve toplanan delillerden ispatlanamadığı, bu nedenle de erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlara göre yine de erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olduğu anlaşılmasına göre davacı-karşı davalı kadın vekilinin tüm, davalı-karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat çoktur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesince asıl dava ve karşı davada ayrı ayrı tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmiş ise de boşanmanın fer'îlerine yönelik istekler hakkında tek bir karar verilmesinin zorunlu olduğu, boşanmanın fer'îsi niteliğindeki istekler yönünden her bir davada ayrı ayrı hüküm kurulması doğru olmadığı gibi tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakası da çoktur. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un "hakkaniyet ilkesi" ile ilgili dördüncü maddesinin de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1549, K. 2025/8336, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama