KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/1870 E., 2025/8669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3188 E., 2025/112 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Adana 4. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/478 E., 2022/768 K.
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkemece, tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında davalı-davacı erkeğin.
2020 yılında başka kadınla mesajlaşması neticesinde tarafların arasında sorun yaşandığı ve aileler bir araya geldikten sonra barışmalarına rağmen kadının kardeşi tanık .... ile kadının eniştesi tanık ... beyanlarından barışma olayından sonra erkeğin başka kadınla ilişkisinin devam ettiğinin beyan edildiği anlaşıldığından bu haliyle kadının devam eden güven sarsıcı davranışı affettiğinden söz edilemeyecektir.
Davalı-davacı erkeğe, yüklenen kusurlarla birlikte güven sarsıcı davranışta bulunma kusurunun da eklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, davacı erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere davalı-davacı erkek boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda kadına nazaran daha ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın yararına 4271 sayılı Kanunun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları oluşmuştur. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurların ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi sonucu kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1870, K. 2025/8669, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama