KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/271 E., 2025/7400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1275 E., 2024/1527 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 13. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/288 E., 2022/300 K.
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından katılma yolu ile kadın lehine hükmedilen tazminatlar ile yoksulluk ve iştirak nafakalarının miktarı yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise kadının kabul edilen boşanma davası ve fer'îleri ile kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 23.01.2005 doğumlu ortak çocuk ...'ün istinaf incelemesi sırasında ergin olduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/271, K. 2025/7400, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama