KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/290 E., 2025/7426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/132 E., 2024/463 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ordu 2. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/54 E., 2024/202 K.
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davaların yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda; İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine hükmedilmiş, kararın davacı-davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı-davalı kadının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vererek kadın yararına hükmedilen manevi tazminatın miktarının az olması nedeniyle 100.000,000 TL manevi tazminata karar verilmiş, diğer istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmesi üzerine karar yine davacı-davalı kadın vekili tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir.
İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar "eşini aşağıladığı, incitici onur kırıcı söylemlerde bulunduğu" maddi vakıaları kadına kusur olarak yüklenerek erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de kadına kusur olarak yüklenen vakıaların, erkeğin " hayatında başka biri olduğuna dair "mesajlarına karşı kadının vermiş olduğu cevaplar olup davalı-davacı erkeğin davranışlarına karşı tepki niteliğinde sözler olduğu gibi aşağılama ve incitici onur kırıcı söylem niteliği de bulunmamaktadır.
Hal böyle iken kadına bu eylemlerin kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Davacı-davalı kadının evlilik birliğinin sarsılmasına neden olacak başkaca kusurlu bir davranışının varlığı da ispatlanamamıştır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda evin geçimini sağlamayan ve kadın eşi sevmediğine, hayatında başka biri olduğuna dair mesaj atan erkek tam kusurludur.
Bu itibarla davalı-davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile erkeğin davasının kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ne var ki kadının davasında verilen boşanma hükmü istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden erkeğin boşanma davası konusuz kalmıştır.
Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek ve haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmetmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/290, K. 2025/7426, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama