KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/3555 E., 2025/10459 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2015 E., 2025/504 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Selim Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/563 E., 2024/80 K.
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi ile kadın lehine manevi tazminata hükmedilmesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı kadın vekili tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan "evlilik birliğinin temelinden sarsılması” hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, taraflar arasında sağlıklı bir cinsel ilişki gerçekleştirilememesinde kusurun erkek eşte olduğu,
bu nedenle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, erkeğin tazminat taleplerinin reddine, kadın lehine manevi tazminata karar verilmiştir.
Karara karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi, kadın lehine manevi tazminata hükmedilmesi yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı erkek vekilince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar Mahkemece erkeğe, "cinsel ilişkinin gerçekleştirilememesi" vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de tarafların yaklaşık fiilen bir ay bir arada kaldıkları, eşlerin cinsel ilişkiye girmelerine engel bir rahatsızlığının rapor edilmediği, her ne kadar kadının bakire olduğu ve cinsel ilişkinin gerçekleşmediği sabit ise de, sağlıklı bir cinsel ilişkinin yaşanması için makul bir sürenin geçmesi gerektiği, somut olayda eşlerin fiilen birlikte kaldıkları süre dikkate alındığında;
yeni evlenen eşler arasında ortaya çıkabilecek cinsel sorunların çözümü ve sağlıklı cinsel ilişkinin yaşanabilmesi için mâkul bir sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceği, bu durumda davalı erkeğe cinsel ilişkiye girmeme vakıasının kusur olarak yüklenmesinin doğru olmadığı anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu durum karşısında, erkeğin ispatlanan bir kusuru olmayıp kadına da yüklenecek bir kusur bulunmadığından, davanın reddi gerekirken kabulü doğru değilse de boşanma hükmü istinaf ve temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş, hükmün kusur belirlemesi yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3.Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğin kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca boşanma sonucu manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. İlk Derece Mahkemesince erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına şartları oluşmadığı halde manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3555, K. 2025/10459, 1 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama