KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/5276 E., 2025/8760 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/101 E., 2025/451 K.
- Dava türü
- Çocukla Kurulan Kişisel İlişkinin Yeniden Düzenlenmesi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 16. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/512 E., 2023/960 K.
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı anne tarafından davanın kabulü ve kişisel ilişki düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı anne vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun menfaatleri yanında analık ve babalık duygularının tatmini de esastır. Bu tatmin duygusu ile çocuğun yüksek yararı birlikte değerlendirilerek, çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir.
Somut olayda çocuğun küçük yaşlardan itibaren babadan ayrı büyümesi, çocukla baba arasında kurulan iletişimin yetersizliği, çocuğun babayı yeterince tanımıyor oluşu yanında baba ve çocuk arasında "her hafta" şeklinde düzenlenen kişisel ilişkinin annenin velayet hakkını kullanmasına engel olacağı da değerlendirildiğinde velayeti anneye verilen ortak çocuk 2013 doğumlu Mira ile baba arasında düzenlenen kişisel ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5276, K. 2025/8760, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama