KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/5295 E., 2026/345 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2026
- İncelenen kararın mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/596 E., 2025/795 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Ordu 2. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/279 E., 2024/685 K.
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, hükmedilen manevi tazminat ile reddedilen yoksulluk nafakası ile tazminatlar yönünden temyiz edilmekle yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davalı- davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince kadına; erkeğe küfür ettiği, erkek hakkında çocuklara ve tanıdıklara olumsuz söylemlerde bulunduğu, telefonu ile çok fazla vakit geçirdiği, ev işleri ile ilgilenmediği, erkeğe ise; kadına hakaret ettiği ve psikolojik baskı uyguladığı vakıaları kusur olarak yüklenmiş, birliğin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu oldukları kabul edilerek her iki davanın kabulü ile boşanma ve fer'îlerine karar verilmiştir. Karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, hüküm davalı-davacı kadın vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde Mahkemece her ne kadar kadına “ ev işleri ile ilgilenmediği” vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de bu vakıaya yönelik tanık beyanının soyut nitelikte, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olduğu; bu nedenle bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre taraflar eşit kusurludur. Hal böyleyken, kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesine göre, boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre az kusurlu olması gerekir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Somut olayda yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere
taraflar eşit kusurlu olup somut olayda erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesinin yasal koşulları oluşmamıştır. Hal böyle iken, İlk Derece Mahkemesince kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
4. Her ne kadar kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere evlilik birliğinin sona ermesinde taraflar eşit kusurlu bulunmuştur. Bu halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önüne alındığında kadının yoksulluğa düşüp düşmeyeceği değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile yoksulluk nafakasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5295, K. 2026/345, 15 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama