KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2005/14087 E., 2006/5058 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Köyü ... mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 13.225m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tescile karar verilmiş, hükmün davalılar orman yönetimi ve Hazine tarafından temyizi üzerine bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.10.2002 ...
6798-7522 sayılı bozma kararında özetle “Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda eski tarihli memleket haritası yerine 1984 tarihli memleket haritasının uygulandığı, taşınmazın memleket haritasındaki konumunun belirlenmediği, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve amenajman planı getirtilerek yeniden yapılacak keşifte yöntemine uygun orman araştırması yapılması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 13.225m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1959 yılında yapılmış ve sonuçları 16.10.1959 - 16.11.1959 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosunun 1959 yılında yapıldığı ve 17.11.1959 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın meşelik olması nedeniyle kadastro dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğünden sonra ise anılan yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her ne kadar orman ve yerel bilirkişi, çekişmeli yerlerin orman sayılmayan yerlerden olduklarını açıklamışlar ise de kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine ve resmi belgelere uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine ve raporlarına değer verilemez.
Zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Dava konusu taşınmazların tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa
hükümlerine göre meşelik yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılarak orman olduğu belirlendiğine göre, taşınmazın orman olmadığı hususu, ancak yörede yapılıp kesinleşecek orman kadastrosu sonucu tahdit haritası dışında bırakılmaları halinde kabul edilebilir. Orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar taşınmazlar orman sayılır. Taşınmazların zilyetlikle iktisabı bu tarihten sonra mümkün hale gelir.
Bu durumda, orman kadastrosunun kesinleşme tarihi zilyetliğin başlangıcına esas teşkil eder. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak orman kadastrosunun kesinleşeceği güne kadar, taşınmazlar orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden daha önceki tarihlerdeki zilyetliğe değer verilemeyecektir. Yargıtay H.G.K.nun 24.10.2001 ..., 2001/8 - 464/751 ile 12.05.2004 ... 2004/8-242-292 sayılı kararları da bu yöndedir.
Davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmadığı gözetildiğinde davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez.
O halde; anılan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı Hazinenin temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2005/14087, K. 2006/5058, 14 Nisan 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama