KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2005/14871 E., 2006/2411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı adına tapuda kayıtlı olan 380 sayılı parselin bitişiğinde olup ve 64 parselle birlikte kullandığı yaklaşık 850 m2'lik taşınmazın yörede 1972 yılında yapılan kadastro sırasında orman kadastro sınırları içinde kaldığı düşünülerek tespit harici bırakıldığını, bu yerin ormanla ilgisinin bulunmadığını, ... yıllardan beri kullandığını bildirerek adına tescilini istemiş, daha sonra 06.04.2004 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile tescil davasına konu ettiği yerin bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 887.78 m2'lik bölüm olduğunu, (D) ile gösterilen bölüme ilişkin dava hakkının saklı tutulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, (C) ile gösterilen 887.78 m2'lik bölümün davacı adına tesciline, (D) ile gösterilen 2150.15 m2'lik bölüm hakkında davacının dava ve talep hakkının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1939 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ile 1990 yılında yapılan ve dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu 25.11.1972-25.12.1972 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucunda alınan 10.05.2004 tarihli bilirkişi raporunda, 1939 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdit haritası uygulanmamış, sadece 1990 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin harita uygulanmış ise de, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 1972 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman olduğu paftasında gösterilerek o tarihte yürürlükte olan 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince 380 nolu kadastro parselinin batısında tespit harici bırakıldığı, yörede bu güne kadar 4785 Sayılı
Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak yapılan bir orman kadastrosu bulunmadığı ve genel arazi kadastro paftasında orman olarak bırakılan çekişmeli taşınmazın orman sayılacağı, Anayasanın 169 ve 3402 Sayılı Yasanın 16 ve 17. maddeleri hükümlerine göre ormanların zilyetlikle kazanılamayacak, 18.11.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesini değiştiren 4999 Sayılı Yasa gereğince yapılacak orman kadastrosunda orman sınırları içine alınabileceği (Yüksek H.G.K.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 Sayılı 2004/8-242-292 sayılı kararları) gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2005/14871, K. 2006/2411, 27 Şubat 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama