KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10081 E., 2006/12794 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazda zilyet olduğunu belirterek taşınmazın Hazine adına tapuda kayıtlı olması halinde tapu kaydının iptali ile adına tescilini, tapuda kayıtlı olmaması halinde Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.
Yapılan yargılama sırasında, çekişmeli taşınmazın ... Belediyesi sınırları içinde bulunan 3608 parsel sayılı 6229.79 m2 yüzölçümünde orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazın olduğu anlaşılmış ve mahkemece davanın kabulüne, tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemi niteliğindedir.
Yörede 06.03.1990 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazın 1985 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman olarak tesbit dışı bırakıldığı, yörede orman kadastrosunun 1990 yılında yapılarak kesinleştiği ve 1997 yılında yapılan arazi kadastrosunda 3608 parsel olarak orman niteliği ile Hazine adına tesbit edildiği ve tapu kaydının oluştuğu, davacının aynı taşınmaza ilişkin olarak 1991 yılında yine tescil talebi ile dava açtığı, ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.1996 tarih 1991/813-1996/1117 sayılı kararı ile keşif yapılması hususundaki kesin mehile uyulmaması nedeni ile davanın reddi yolunda hüküm kurulduğu, davacının bu davayı zilyetliğe dayalı olarak açtığı, ancak aynı taşınmaza ilişkin olarak 1991 yılında dava açarak niza çıkarması nedeni ile 1991 yılından önceki zilyetliğe dayanamayacağı,1990 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları ile orman sınırları dışında bırakılıncaya kadar taşınmazın orman niteliğinde bulunduğu (H.G.K.
12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 S.K.), davacı yönünden 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı, kaldı ki, çekişmeli taşınmazın tüm yönlerden orman niteliğindeki taşınmazlar ile çevrili olup, 6831 Sayılı Yasanın 17-2 maddesine göre, orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu, bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, zilyetlikle kazanılmasına yasal olanak bulunmadığı,
ayrıca zilyetlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K., 14.03.1989 gün 35/13 E.K. gün 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı da gözönüne alınarak mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/10081, K. 2006/12794, 5 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama