KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10347 E., 2006/13786 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.074 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
... Köyü 136 parsel sayılı 910 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1983 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, öncesi hali arazi iken, 1970 yılında ... tarafından tarla haline getirildiği beyanlar hanesinde belirtilmek suretiyle tarla niteliğinde Hazine adına tespit ve kesinleşmekle 07.04.1984 tarihinde tapuya kaydedilmiştir.
... mirasçısı davacılar 09.01.1990 tarihinde açtıkları davada murisleri zilyetliğinde iken ölümü ile kendilerine kalan taşınmazda zilyetlikle ... edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu ileri sürerek Hazine adına olan tapunun iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Orman Yönetimi taşınmazın orman olduğu ve orman niteliği ile Hazine adına tescili istemi ile davaya katılmıştır.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, taşınmazın (B) ile işaretli 550 m2'lik kısmının tapusunun iptali ile ...oğlu mirasçıları adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parselin bulunduğu yörede 1950 yılında orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiştir. Daha sonra 1988 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasa ile edğişik 2/B madde uygulaması ise, 31.01.1991 tarihinde ilan edilmiş; dava konusu parsel yönünden 2/B madde uygulaması yapılmamıştır.
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik nedenine dayanarak açılan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın ... alanı olduğu ve kesinleşen OTS dışında kaldığı açıklanmışsa da orman tahdit haritası ile arazi kadastro paftası birlikte uygulanıp irtibatlı kroki düzenlenmediğinden raporun doğruluğu denetlenememektedir.
Bundan ayrı; davacılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da oluştuğu kabul edilmişse de mahkeme gözlemi, yerel bilirkişi anlatımları ve krokilerden taşınmazın dört yönden Devlet ormanı ile çevrili olduğunun anlaşılması karşısında, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık konumunda olup olmadığı, orman bütünlüğünü bozucu nitelik taşıyıp taşımadığı, kesinleşen orman kadastrosu dışında bile olsa orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmemiş, zilyetlik tanıklarının anlatımları da zilyetlikte kesinti olduğu izlenimi uyandırdığı,
tespit tutanağının düzenlendiği güne kadar çekişmesiz aralıksız, ... gibi 20 yıl sürdürülen zilyetlik bulunup bulunmadığı konusunda yeterli soruşturma yapılmamış, 3402 SY.nın 14.m.nde düzenlenen kısıtlamalar, lehine hüküm kurulanlar açısından araştırılmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ... memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde düzenlenen orman içi açıklığı olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda ... ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ..., inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle ... açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ... ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, ... ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan ... kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan ... kazanımından söz edilemez.
Çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu dışında kaldığı ve ayrıca orman içi açıklığı olmadığı sonucuna varılırsa bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının yapılacak keşifte ... uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı,
kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, ... ve ... olarak kazanılmış ... miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/10347, K. 2006/13786, 17 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama