Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23/12/2004 tarih ve 2004/8769- 13559 sayılı bozma kararında özetle.
"Hükme esas alınan orman bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın yörede 1950 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içine alındığı, 1952 yılında makiye ayrıldığı, ancak 4753 Sayılı Yasa uyarınca tevzilerinin yapılmadığı, daha sonra 1984 yılında yapılan 2896 sayılı Yasanın uygulanmasında bir bölümünün 2/B madde uygulamasına konu olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı,
bu işlemin ilan edilerek kesinleştiği, 1995 yılında ise 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapmak üzere kadastro komisyonunca çalışma yapıldığını, ancak bu yasaya göre yapılacak işlem bulunmadığına karar verilerek sonuçları ilan edildiğine göre çekişmeli taşınmazların 2/B ile orman sınırı dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği, 1996 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan çalışmalarda taşınmazların konumunda bir değişiklik yapılmadığı,
bu nedenle açılan davanın 6 aylık askı ilan süresi içinde veya 3373 Sayılı Yasa ile tapulu yerler için getirilen 10 yıllık sürenin de olayda uygulanamıyacağı, diğer taraftan davacının dayandığı tapu kaydının tevzi tapusu olmadığı, kaldı ki, geçersiz makiye ayırma işleminin yapıldığı 1952 yılındaki kadastro tespitinin yapıldığı 1966 yılına kadar 20 yıllık sürenin de geçmediği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu 2012 ve 2013 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptaline orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1950, 1982, 1983 ve 1996 yıllarında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B ve 2. madde uygulamaları vardır.
Mahkemece, Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen bozma ilamına uyularak davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; dava, gerçek kişi tarafından 1996 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğinde olup, tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olmadığı,
Hazine ve Orman Yönetimi tarafından açılmış bir tapu iptal ve tescil davası da bulunmadığı ve yönetimlerinin her zaman bu hususta dava açabilecekleri gözönüne alınarak mahkemece sadece davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken davanın reddi ile birlikte davacı adına tapuda kayıtlı olan ...
Beldesi 2012 ve 2013 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline şeklinde hüküm kurulması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu nedenle; hüküm fıkrasında yer alan davacının davasının REDDİNE cümlesinden sonra gelen 2. parağrafın tamamen kaldırılarak düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.'nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 12/10/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.