Kadastro sırasında ... Köyü 861 sayılı parsel 161625 m2 tarla, 862 sayılı parsel 12242.50 m2 tarla, 863 sayılı parsel 85000 m2 tarla, 864 sayılı parsel 123.500 m2 tarla nitelikleri ile Haziran 1331 tarih 4 numaralı, Mayıs 1337 tarih ve 6 ve 7 numaralı tapu kayıtlarına dayalı olarak ... ve arkadaşları adına. 865 sayılı parsel 116875 m2 ham ... ve tarla. 866 sayılı parsel 4000 m2 petrol boru hattı, 867 sayılı parsel 3000 m2 petrol boru hattı nitelikleri ile Hazine adına.
870 sayılı parsel 112.500 m2 tarla niteliği ile K. sani 1311 tarih 8 numaralı tapu kaydına dayanılarak ... adına 04.05.1981 tarihinde tespit edilmiştir. Bu tespitlere karşı ...
Defterdarlığı, Orman Yönetimi ve bir kısım gerçek kişiler tarafından itiraz edilmesi üzerine tapulama komisyonu 20.12.1984 tarihinde yetkisizlik kararı vererek tutanak ve eklerini tapulama mahkemesine göndermiş, tapulama mahkemesi lağvedilmiş olduğundan asliye hukuk mahkemesinde dava görülmüş; asliye hukuk mahkemesi; mahallinde usulünce tutanak düzenlenmediği, ayrıca komisyonca kesin bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile dosyayı iade etmiştir.
Bu kez çekişmeli taşınmazların yine aynı miktar ve niteliklerle tespitleri yapılıp 861 ile 870 sayılı parsellerin asliye hukuk mahkemesinin 1992/235 ve 1991/591 esas sayılı dosyalarında. 862, 863, 864, 865, 867 sayılı parsellerin yine 1991/591 E. sayılı dosyada davalı oldukları da belirtilerek 3402 Sayılı Yasanın 5.maddesi gereğince gönderme kararı verilmiştir.
Tutanaklarda bahsi geçen asliye hukuk mahkemesinin 1992/235 sayılı davacısı ... davalısı Hazine, 1991/591 Esas sayılı davacısı ..., ..., ..., ..., ... ve arkadaşları davalısı Hazine ve ... Belediyesi olan el atmanın önlenmesi ve tescil istemi ile ilgili davalar asliye hukuk mahkemesinden görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır.Tüm davalar kadastro mahkemesince birleştirilmiştir.
Mahkemece 20.06.2001 tarih ve 1991/13-2001/17 EK ile “Hak iddiasında bulunan davacı ve katılanların hiçbirinin iddiasının kanıtlanmadığı, tespite esas tapu kayıtlarının nizalı parsellere uymadığı, esasen bu parsellerin bir bölümünün kesinleşmiş orman tahdit sınırı içinde ve zeminde devlet ormanı olduğu, bir kısmının bilim ve ... yönünden orman niteliğini yitirmesi nedeniyle 2/B uygulaması sonucu orman sınırı dışına çıkarılan yer olup iktisabı mümkün olmayan arazi olduğu, bir kısım yerin kültür arazisi olduğu anlaşılmasına rağmen kadastro Yasasının 14. maddesindeki koşulların oluşmadığı,
bu kişilerin son 10 yıldır zilyet olduklarını iddia ettikleri anlaşıldığı gerekçesi ile; katılan davacı ...’ın davası atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına,diğer davacı ve katılan davacıların davalarının reddi ile 15.03.2001 tarihli ... bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 861 sayılı parselin (A) ile işaretli kısmının ve 863 sayılı parselin tamamının orman niteliği ile Hazine, 861 sayılı parselin (B) ve (C) ile işaretli kısımları ile 862, 864, 865, 866, 867 ve 870 sayılı parsellerin Hazine adına tescillerine karar verilmiş,hükmün, Orman Yönetimi ile bir kısım gerçek kişiler tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2002/4895-6795 EK sayılı kararları ile “Gerçek kişilerin dayandıkları kayıtların hiçbirisinin dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmadığı mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu belirlenmiş olup, mahkemece gerçek kişilerin itirazlarının reddi yolunda kurulan hükümde isabetsizlik bulunmadığından gerçek kişilerin itirazlarının reddine, Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüne; mahkemece tahdit ve 2. madde uygulamaları ile ilgili keşif ve alınan rapor yetersiz olup, hüküm kurmaya elverişli olmadığı,
uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda tahdit ve 2. madde uygulaması ile ilgili olarak düzenlenen rapor ve krokide miktar ölçümü hususunda yeterli bir açıklama olmadığı, ölçekli işleme tabi olan orman tahdidinde “takriben” kelimesiyle sonuca gidilemeyeceğinden hiçbir sonuç sağlamayan böyle bir rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı, bu nedenle yeniden keşif yapılarak,1942 yılında kesinleşmiş orman tahdidi ile 1989 yılında yapılan 2. madde uygulamasına ait harita yöntemince yerine uygulanıp tahdit içinde kalan kesimlerle,
2. madde uygulaması ile dışarı çıkarılan kesimlerin miktarlarının eksiksiz olarak belirlenip haritaya işlenmek suretiyle yeterli rapor ve kroki düzenlenmesi,diğer yandan dosya içeriğinden 1989 yılında yapılan 2. madde uygulaması ile birlikte ... bir tahditin yapılıp yapılmadığı yolunda mahkemece araştırma yapılmadığı gözlenmiş olup , bu hususun da araştırılarak bu kez 2. madde uygulaması ile beraber ... tahdit söz konusu ise 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek ilk kez orman sınırı içine alınan kesimler için eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve ... fotoğraflı uygulanmak suretiyle evveliyatının belirlenmesi ;
ayrıca Orman Yönetiminin itiraz ve davası sonucunda dava aynı zamanda orman tahdidine itiraz davasına dönüştüğünden, 2. madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılan kesimler yönünden 31.12.1981 tarihlinden önce orman niteliğini tam olarak kaybedip kaybetmediğinin belirlemesinin zorunlu olduğu” nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davacı gerçek kişiler hakkında verilen ilk karar kesinleştiğinden bu kişiler yönünden karar ittihazına yer olmadığına,8/5/2004 tarihli rapor ve 17/9/2004 tarihli ek raporda gösterilen,861 parsel sayılı taşınmazın A ile gösterilen 62.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün ve 863 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman niteliği ile Hazine , 861 parsel sayılı taşınmazın B ile gösterilen 32.625 m2 yüzölçümündeki bölümünün ve C ile gösterilen 45.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün kültür arazisi olarak ve 862,864,865,866,867 ve 870 parsel sayılı taşınmazların tamamının Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm Orman Yönetimi tarafından 866 parselin tamamının kesinleşen orman sınırı içinde olduğu, 2. madde uygulamasına konu edilmediği, diğer dava konusu parsellerinde tümünün eylemli orman olduğu iddiasıyla, Hazine tarafından da, krokide 861 parselin TEM otoyolu olarak gösterilen 22.000 m2 bölümü hakkında hüküm kurulmamış olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.Daha sonra 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 25/06/1981 tarihinde, itirazlı yerlerde 08/07/1982 tarihinde ilan edilen ilk tahdidin aplikasyonu ve 2. madde uygulaması ile; daha sonra 2896 Sayılı Yasaya göre yapılıp 15/8/1985 tarihinde ilan edilen ve yine 3402 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp 27/2/1989 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Bozma kararından sonra dava dosyasına getirtilen kadastro paftasında taşınmazların bulunduğu köyde 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, dava konusu parsellerin tamamının bulunduğu alan ile, bu parsellerin kuzeyinde bulunan ve 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda, ... ve ...
Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan orman alanlarının, aynı nitelikte orman olması nedeniyle o tarihte yürürlükte bulunan 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre birlikte tespit ve tescil harici olarak bırakıldığı, 1976 yılında yapılan 1942 yılı tahdidinin aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında orman sınır hattının kuzeye çekildiği, böylece 1942 yılı orman sınırı ile 1956 yılında yapılan genel kadastro sınırı arasında kalan dava konusu parsellerin bulunduğu yerde Mayıs 1981 tarihinde yapılan ek kadastroda, çekişmeli parsellerin tespit tutanaklarının düzenlenip, Haziran 1981 tarihinde ilana çıkartıldığı,
yapılan itirazlar nedeniyle kesinleşmediği, parseller hakkında açılan davalar üzerine yetkisizlik kararı ile tutanakların Kadastro Müdürlüğüne 1984 yılında iade edildiği ve bu arada dava konusu parseller hakkında kişiler tarafından asliye hukuk mahkemesinde tescil davaları açıldığı, tespit tutanakları yeniden ... haneleri açık bırakılarak kadastro mahkemesine gönderildiği, tescil davaları görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılarak, tutanaklarla birleştirildiği, 1942 yılı tahdidinin aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasının bu itiraz ve davalar nedeniyle bu güne kadar kesinleşmediği,
mahkemece yapılan uygulamada dava konusu parsellerin bir bölümünün 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığının belirlendiği, mahkemece ... ... ve ...
Devlet Ormanlarının 1942 yılında yapılan orman tahdit ve tutanaklarının uygulanması yetersiz ise de, aşağıda izah edilecek nedenlerle bu durumun sonuca etkili olamayacağı; çünkü, 1942 yılı tahdidi içinde olduğu kabul edilen parsel ve parsel bölümleri ile aynı tahdidin dışında gösterilen parsel ve parsel bölümlerinin tümünün birlikte bir bütün halinde, yörede 1956 yılında yapılan genel kadastro sırasında orman olması nedeniyle tespit ve kadastro harici bıraklıdığı,
yörede 1976 yılında başlayan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında orman tahdit sınırının orman aleyhine kuzeye çekildiği aplikasyon işlemin kesinleşmesi dahi beklenmeden Mayıs 1981 tarihinde yapılan ek kadastro ile dava konusu parsellerin tespit tutanaklarının düzenlendiği dava konusu parsellerin bir kısmının dahi, aplikasyon hattına göre orman sınırları içinde bırakıldığı halde, arazi kadastro ekiplerince kadastro parsellerinin orman sınırına tecavüzlü olarak oluşturulduğu,
1976 yılında başlayıp ve 25.06.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamalarının temyize konu dava nedeniyle bu güne kadar kesinleşmediği, 1956 yılında yapılan genel kadastroda fiilen orman olduğundan tespit harici bıraklıan dava konusu parsellerin 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereğince yapılacak orman kadastrosunda orman sınırları içine alınmasının yasa ve yönetmelik gereği olduğu, bu güne kadar orman sınırı içine alınmamış olmasının devam etmekte olan temyize konu dava nedeniyle sonuca etkili olamayacağı;
çünkü, 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince mahkemece gerçek haksahibi araştırılarak parsellerin hak sahibi aslına tescil edilmesi gererekeceği, H.G.K.nın 24.10.2001 gün 2001/8-964-751 ve 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararlarında belirtildiği gibi orman olarak kadastro ve tespit harici bırakılan yerlerin orman olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, 1956 yılında fiilen orman olarak tespit harici bırakılan yerlerin 15.10.1961 tarihinden önce "su ve ... rejimine zarar vermediği, orman bütünlüğünü bozmadığı,
bilim ve ... bakımından orman niteliğini kaybettiğinin" düşünülemeyeceği, dava konusu parsellerin ormana bitişik ve onun devamı niteliğinde olduğu, kısmen 1942 yılında kesinleşen orman sınırı içinde (P.863) kısmen kesinleşmeyen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulama alanında kaldığı ve bilirkişiler tarafından nitelik yitirme işlemin kesinleştiği düşüncesiyle, orman niteliğini kaybetme konusunda bir inceleme yapılmamışsa da, orman rejimi dışına çıkarma işleminin temyize konu dava nedeniyle halen kesinleşmemiş olması nedeniyle 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılan orman tahdidi içinde kalan;
ancak, kesinleşmeyen 2. madde uygulamasına tabi tutulan bölümler ile 1942 tahdidi dışında kalmakla birlikte 1956 yılında orman olması nedeniyle kadastro harici bırakılan bölümlerin orman olmadığı konusundaki bilirkişi düşüncesine yukarıda yazılı H.G.K. kararları karşısında değer verilemeyeceği; çünkü, 1942 tahdidi dışında kalan; ancak, 1956 yılında orman olduğu belirlenen yerlerde 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gözetilerek ...
Köyünün tamamında bu güne kadar bir orman kadastrosunun yapılmadığınından, kısmen 1942 yılı tahdidi içinde kalan kısmen de 1956 yılında orman olması nedeniyle kadastro harici bırakılan dava konusu parsellerin tümünün orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, sadece bir kısım parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tescili 1942 yılı orman sınırı içinde kalan 2. madde uygulamasına tabi tutulmayan 866 sayılı parsel hakkında hüküm kurulmaması ve yine bir kısım parsellerin orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle, bu niteliğiyle,
bir kısım parsellerinde kültür arazisi niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiş olması isabetsiz ise de, davanın tarafların bu aşamada Orman Yönetimi ile Hazine olması 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7 ve 11/5. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gözönünde bulundurulduğunda, bir kısım parsellerin sadece niteliği değiştirileceğinden, bu maddi yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüş olmakla, 23.03.2005 günlü kararın 2 numaralı bendinin [(a) ve (b) fıkraları dahil] tümünün hükümden çıkartılarak bunun yerine "2- ...
İlçesi ... Köyü 861, 862, 863, 864, 865, 866, 867 ve 870 sayılı parsellerin tamamının orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline" cümlesi yazılarak H.Y.U.Y.'nın 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA,aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 06/10/2006 günü oybirliği ile karar verildi.