Davacı ... 22.03.2002 tarihli dilekçesiyle, ... Köyü 1450 parsel sayılı taşınmazın öncesinde dedesi Şahali Çetine ait iken kendisine bağışlandığı, kadastrodan önce ... 1280 tarih ve 73 sıra numaralı tapu kaydının bulunduğu, 1952 yılında makiye ayrılmakla ormanla ilgisinin kesildiği, ... süredir ... alanı olarak kullanıldığı iddiasıyla Hazine adına olan tapu kaydının iptali ve adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 Sayılı Yasaya göre 09.12.1976 tarihinde ilan edilerek 09.12.1977 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasının 2. madde uygulaması ve 1989 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Davacının tutunduğu tapu kaydının uygulandığı keşifte, tutunulan tapu kaydının kuzey sınınrı dışında, mevkii ve diğer sınırları itibariyle çekişmeli parseli kapsadığı ifade edilmiş, tanık sözleri komşu parsel dayanak kayıtları ile denetlenmemiş, tutunulan tapu kaydının arazi kadastrosunda nereye revizyon gördüğü ya da görmedi ise nedeni sorulmamışsa da, mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla,
çekişmeli parselin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda taşınmazın öncesinin Şahali Çetine ait iken onun oğlu ...’e bağışladığından söz edilerek ... ... adına yapılan kadastro tesbitine karşı bir kısım gerçek kişiler, ...
Yönetimi ve Hazinenin dava açtıkları, Kadastro Mahkemesinin 23.12.1993 ... ve 1991/405-1775 sayılı kararı ile diğer davalar red edilip Hazinenin davası kabul edilerek, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden de geçerek
kesinleştiği, davacının taşınmazın kendisine dedesi Şah ... ... tarafından bağışlandığını iddia ettiği, bu kararın davacı yönünden kesin hüküm oluşturmasa da ... delil teşkil ettiği, aksinin aynı güçte kesin deliller ile ispatlanabileceği, davalının böyle bir delil ibraz edemediği, kaldı ki, yörede 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 ... ve 208 sayılı kararı ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilerek,
1942 orman kadastrosu yok sayılıp, yeniden orman sınırlandırması yapılarak taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmışsa da, 1942 tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ...
Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme de değer verilemeyeceği, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu,
bu nedenle tapu kapsamında olsa ve kesin hüküm bulunmadığı kabul edilse dahi, tapunun 1942 orman sınırları içinde kalmakla hukuki değerini yitireceği, 1952 yılında çalışan ... komisyonun yasa ve yönetmelikte öngörülen üyelerden oluşmadığından kuruluşunun yasaya uygun olmadığı,
bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, bir an için makiye ayrıldığı kabul edilse dahi, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulmuş tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, taşınmazın orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman Yönetimi ya da Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre, davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 09/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.