KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/14015 E., 2006/16434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi hüküm davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Köyü Irmak mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, dava dilekçesinde sınırları yazılı 4626,17 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı ... adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 2001 yılında yapılmış ve dava konusu taşınmaz paftasında Çekerek Irmağı olarak tesbit harici bırakılarak sonuçları 11/12/2001 - 09/01/2002 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Tesbit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 sayılı yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 sayılı yasanın 7/4 madesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tesbit dışı bırakılma işlemi kesinleşir.
Tesbit dışı bırakılan bir yerin medeni yasanın 713. maddesi ve 3402 sayılı yasanın 14. ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tesbit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda; toplanan delil ve belgelere göre, tesbit dışı bırakma işleminin yapıldığı 2002 yılı ile dava tarihi arasında 20 yıllık yasal edinme süresi
dolmamıştır. Bu açıklamaya göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 ... ve 1996/8-768-100, 18.02.1998 ... ve 1998/8-15-129, 10.11.2000 ... ve 2000/8-1264-1250 sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, yerleşik içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Kaldı ki; aynı ... dairede temyiz incelemesi yapılan kadastro mahkemesinin 2005/434 Esas - 50 Karar ve dairenin 2006/13446 Esas sayılı dosyasında dava konusu edilen komşu 129 ada 38 nolu parsele ait dosyada bulunan memleket haritalarının incelenmesinde, Çekerek ırmağının sürekli yatak değiştirdiği, bu durumun 1964 ve 1996 tarihli memleket haritalarının incelenmesinde açıkca görüldüğü, davalı taşınmazın da ırmak yatağı ve kumluk saha içinde bulunduğunun anlaşıldığı, böyle bir yerin sabit sınırlı olmadığı, bu gibi yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu için zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davacı kişi adına tescile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/14015, K. 2006/16434, 27 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama