Davacı gerçek kişiler 08.10.2001 tarihli dilekçesiyle, ... (...) Mahallesi 3239 sayılı parselin, kendilerine ait eski tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığı, 1942 orman sınırları içindeyse de, 1975 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkarıldığı, 30 yıldan fazla süredir zilyetliğinin devam ettiği iddiasıyla, Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ve adlarına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 04.11.1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
... (...) 3239 parsel sayılı 2948 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1988-1992 arasında yapılıp, 28.01.1993 ila 01.03.1993 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen arazi kadastrosunda, ..., ... ve ... ...’in kullanımında olduğu beyanlara yazılarak Hazine adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapu kaydı oluşmuştur.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşmiş orman kadastrosu, ... tefrik haritası ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde tutanakların ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1957 yılında makiye ayrıldığı, 1961 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1976 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı,
1345 parsel sayısı ile 1980 yılında Hazine adına tescil edildiği, gerçek kişilerin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesinin 11.06.1984 gün ve 1984/417-879 sayılı kararı ile bu tecilin ikinci kadastro sayılarak iptal edildiği, 1988 yılında tekrar Hazine adına tesbit edilip, kadastro tesbitinin itirazsız kesinleştiği belirlendiğine, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının 1961 arazi kadastrosunda dava dışı 195 ila 245 ve 352 ila 358 sayılı parselle uygulandığı, sınırlarının memleket haritasında da yer verilen mevkii isimleri olduğu,
bu sınırlar birer doğru ile birleştirildiği taktirde, içinde tapu kaydının revizyon gördüğü parseller dışında kesinleşmiş orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılan devlet ormanlarının da bulunduğu, bu nedenlerle 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, tapu kaydının uygulandığı kadastro parselleri ile çekişmeli taşınmaz arasındaki mesafe gözetildiğinde çekişmeli parselin tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamı içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşulları yönünden ise;
çekişmeli parselin 1957 yılında makiye ayrıldığı bildirilmişse de, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonlarının, 6831 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı,
makiye ayrıldığı kabul edilse dahi, makiye ayrılan yerlerde, özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği gibi, makiye ayırma işleminin yapıldığı 1957 yılından, arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı 1961 yılına, bu tarihten, Hazine adına tesbit edildiği 1980 yılına ve bu tarihten, gerçek kişilerin açtığı dava sonucu tekrar tapulama dışı bırakıldığı 1984 yılına ve bu tarihten sonra da yine, belediye sınırları içine alındığı 1987 ve Hazine adına tesbitinin yapıldığı 1988 yılına kadar,
kesintisiz ve nizasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin hiçbir zaman dolmadığı, kaldı ki; ... komisyonu yasaya uygun kurulmadığı gibi, makiye ayrılan ve 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği belirlenip gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre,yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 19/10/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.