KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/16878 E., 2006/17584 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.817 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.05.2005 gün ve 2005/1629-6141 sayılı bozma kararında özetle: "3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi gereğince, kadastro çalışma alanı sınırında orman bulunduğu taktirde; durum çalışmaya başlamadan iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir.
Bu yerlerin orman sınırlaması ve orman sınırları dışına çıkarma işlemleri 6831 Sayılı Orman Yasasının hükümlerine göre orman kadastro komisyonlarınca tesbit ve haritasına işaretlenerek tutanaklar ile birlikte kadastro ekiplerine teslim edileceği, bu yerlerin ölçü ve harita işlemleri yukarıdaki sınırlar esas alınarak kadastro ekiplerince ikmal edileceği, aynı yasanın 11/1. maddesine göre de, kadastro müdürünün, kadastro tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanarak,
askı cetvellerini düzenleyeceği, bu cetvellerin ve pafta örneklerinin, müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilan ettirileceği, itirazı olanların ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceklerinin belirtileceği, buna göre, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılan orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar ve haritaların ayrıca ilan edilmeyip, bu tutanak ve haritalara göre kadastro ekiplerince ölçü ve harita işlemleri yapıldıktan sonra,
düzenlenen kadastro tesbit tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanarak askı cetvellerinin hazırlanıp, pafta örnekleri ile birlikte ilan ettirileceği, somut olayda çekişmeli parsel orman olarak tesbit edilip, bu şekilde askı ilanı yapıldığına göre, 30 günlük askı süresinde itiraz edilmediği için orman niteliğinin kesinleştiği, çalışma alanındaki orman sınırlan ister orman kadastro ekiplerince iki ay içinde yapılsın, isterse daha sonra arazi kadastro ekiplerince belirlensin orman kadastro işlemlerinin tamamlanmış olduğunun kabul edileceği, bu tesbite karşı itiraz davasının askı ilan süresi içinde açılması gerektiği, açılmadığı taktirde,
orman kadastrosu kesinleşeceğinden, bu tür tesbitlere karşı 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi hükmüne göre tapuya dayanarak 10 yıllık süre içinde iptal ve tescil davası açılabileceği, davacı tapuya dayanmadığına, çekişmeli parsel orman alanı olarak sınırlanıp orman niteliğiyle Hazine adına tesbit ve kadastro tesbiti kesinleşerek tapu kaydı oluştuğuna, orman kadastrosu bu şekilde kesinleştiğine göre, davanın bu nedenle reddi gerektiğine" değinilmiş, mahkemece, Dairenin bozma kararma direnilerek davanın kabulü ile çekişmeli ...
Köyü 128 ada 430 sayılı parselin orman niteliğindeki tapu kaydının iptaliyle davacı gerçek kişi adına tesciline" karar verilmiş, hükmün davalı yönetimler tarafından temyizi üzerine,
-2- 2006/16878-17584
Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 gün ve 2006/20-619-665 sayılı Kararıyla;" özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlığın 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmü gereğince müşterek çalışma esasına göre orman idaresince belirlenip kadastro müdürlüğüne devredilen ve sonuçta hakkında kadastro tutanağı düzenlenerek orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilip 30 günlük askı ilan süresi içinde dava açılmaması sonucu. kadastro tutanağı kesinleşen taşınmaz hakkında verği kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak 10 yıl içinde dava açılabilmesinin olanaklı olup olmadığı yönünde olduğu, mülkiyet hakkının 1961 Anayasasına göre daha da güçlendirilerek,
dokunulamaz, vazgeçilemez, devredilemez nitelikteki ... haklar ve ödevler başlıklı ikinci kısmında düzenlendiği, bundan gerek mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesinin amaçlandığı, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılacak kadastro tesbitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olamadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı,
sınırlayıcı bir hüküm bulunmadan kişinin anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı suretiyle ilana çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınmasının doğru olmadığı, ... yargılanma hakkının gerek milli Anayasa ve gerek usul hukukunun önemli bir parçası olduğu gibi Avrupa Ortak Anayasal düzeninin ... bir değeri olarak kabul edildiği,
bu özgürlükler sağlanana kadar bu hakların etkin bir şekilde korunmasını isteme hakkının güvence altına alınmasının önemli olduğu, başvurunun etkin olabilmesi için başvuru için konulan süreninde makul olması gerektiği, 30 günlük dava süresinin dava hazırlığı için yeterli olmadığı 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan kadastro işlemiyle bir yerin niteliğinin orman yada kültür arazisi olarak belirlenmesi durumunda, sonuçlarının ilanı ve hak düşürücü süreler ve bu sürelerde yapılacak itirazlar yönünden bir fark olmadığı,
taşınmazların kadastro tesbitinde belirlenen niteliğinin, uyulması gereken usul kurallarını, ilan süresi ve hak düşürücü süreler yönünden fark yaratmayacağı, her ne kadar, 4. madde de orman sınırlaması ve orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin orman kadastro komisyonlarınca tesbit ve haritasına işaretlenerek tutanakları ile birlikte kadastro ekiplerine teslim edileceği öngörmüşse de,
yasa metninden 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde yer alan hak düşürücü sürenin uygulanması gerekeceğinin değil sadece orman olan yerlerde orman sınırlarının belirlenmesinde zorunlu olarak Orman Yasasının sınır belirlemesi ile ilgili özel hükümlerinin uygulanması gerektiği şeklinde anlaşılacağı, hak düşürcü süreler yönünden 3402 Sayılı Yasa tarafından orman yasasına bir atıfta yapılmadığı,
somut olayda orman kadastro komisyonu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre sınırlandırma yaptığına göre hak düşürcü sarenin de 3402 Sayılı Yasının 12/3. maddesinde düzenlendiği şekilde olacağı, 3402 Sayılı Yasanm 16/D maddesinde açıklanan özel yasanın uygulanması koşullarının somut olayda mevcut olmadığı, gerek tapulu gerek tapusuz taşınmazlar yönünden 3402 Sayılı Yasının 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık dava açma süresinin bulunduğu davanın bu sürede açıldığı bu yönden mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu, ne var ki;
davanın esasına yönelik davalılar vekillerinin temyiz itirazları incelenmediğinden bu açıdan temyiz incelemesinin yapılması için dosyanın Dairesine gönderilmesine" karar verilmiş, dava değerine göre karar düzeltme yoluna başvurulamayacağından, dava dosyası mahkemesine iade edilmeyerek Daireye gönderilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava tapu iptal tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılmıştır ve çekişmeli parsel orman olarak sınırlandırılmış ve kadastro sırasında orman niteliği ile Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Çekişmeli parsel genel kadastroda orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilip,
-3- 2006/16878-17584
kadastro tesbiti kesinleşerek tapuya tescil edildiğine göre, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, kazanılacak yerlerden ise davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile hükme dayanak yapılan orman ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla, yerel bilirkişi ve tanık beyanları yeterli değildir.
Yerel bilirkişiler, davacının tutunduğu ... oğlu ... ve ... adma kayıtlı 1937 tarih ve 182 yazım numaralı 1 Hektar 20 Ar yüzölçümündeki, D: ..., B: yol, K: sahibi senet, G: yol sınırlı vergi kaydının mevkiinin doğru olduğunu, ... olan ...'in davacının dedesi, doğuda okunan ... sınırının yerine doğuda yol bulunduğunu, kuzeyde okunan sahibi senetin yine ...e ait 361 sayılı parsel olduğunu, batısında okunan yol ve güneydeki yolun ise zeminde mevcut olduğunu, kaydın çekişmeli taşınmazı kapsadığını bildirmişlerse de, kuzeydeki kadastro yolundan sonra gelen aynı ada 359, 360, 361, 362, 363 sayılı parsellerin ...'ten geldiği,
bir bütün olarak düşünüldüğünde bu taşınmazların doğsunuda yol, batısında ve güneyinde yol bulunduğu, bu haliyle 1 hektar 20 Ar yüzölçümlü vergi kaydının 359 ila 363 sayılı parsellere ait olması gerektiği, 3574 m2 yüzölçümünde olan çekişmeli 128 ada 430 sayılı parsel yolun güneyinde kaldığına göre, yolun kuzeyinde bulunan ve davacının dedesi ...'ten gelen bu parsellerle dava konusu parselin bir bütün olup olmadığı, bu parseller ile arasındaki yolun sonradan açılıp açılmadığı, çekişmeli parselin kayıt miktar fazlası olup olmadığı, kayıt miktar fazlasının ormandan açılıp açılmadığı yöntemince sorulup araştırılmamıştır.
Hükme dayanak yapılan ziraat uzmanı bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın eğiminin % 3-5 olduğu, üzerinde 8-10 yaşında nar ağaçlarının bulunduğu belirlenmiş, bunun dışında çekişmeli parselin öncesini, ne zaman imar ihya edildiğini ve ne kadar süreyle zilyet edildiğini ortaya koyan teknik bulgudan söz edilmemiştir.
Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi ... ... ise raporunda, çekişmeli parselin eski tarihli memleket haritasında kültür alanları içinde kaldığını, amenajmanda ziraat bölmesi olarak görüldüğünü, orman ağacı ve kalıntıları ile humus bulunmadığını, 50-60 yıldır kültür alanı olarak kullanıldığını, orman kadastro sınırları içinde bırakıldığını bildirmiş, raporuna ekli olarak çekişmeli taşınmazın konumunu, orman kadastro haritası ve orijinal renkli memleket haritası fotokopisi üzerinde nokta şeklinde göstermiştir.
Orman bilirkişisi orman sınır hattı ile irtibatlı kroki çizmemiş, ... fotoğraflarını uygulamamış, memleket haritası ve arazi kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle taşınmazın gösterildiği yer ile 1/25000 ölçekli haritada nokta olarak işaretlenen yer çelişkilidir.
Kuzeydeki dava dışı 359 ila 361 sayılı parsellerin bulunduğu yer ile arada şerit halinde yeşil ile boyanarak gösterilen bölümün orman olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın kuzeydeki diğer parseller ile bir bütün olmasını engelleyip engellemeyeceği, memleket haritasındaki konumuna göre orman içi açıklığı olup olmadığı üzerinde durmamıştır.
O halde; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri gösterir en eski tarihli ... fotoğrafları getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında; bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu ... memurundan oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, bu belgeler çekişmeli taşınmaza ve ... araziye de uygulanmak suretiyle, öncelikle memleket haritası, ... fotoğrafları ve amenajman planında; taşınmazın öncesinin ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli
-4- 2006/16878-17584
(renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli;
çekişmeli taşınmazın eğimi bilimsel yöntemlerle saptanmalı, davacı tarafın tutunduğu vergi kaydı orman içinde kalan sınırları itibariyle genişletilebilir sınırlan da içerdiğinden, komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanmak ve sahibi senet sınırı tapu kayıtlan üzerinde yapılacak incelemeyle bulunmak ve değişmez sınırdan başlamak üzere 3402 Sayılı Yasanın 20/c ve 32/3. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli;
asıl taşınmazın kapsamı orman veya ormandan açma değil ise, miktar fazlasının, sınırda bulunan ormandan açma yapılmak suretiyle kazanılıp kazanılmadığı araştırılmalı, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman ve orman içi açıklığı sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yapılacak keşifte, tarafların zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; imar ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, zilyetliğin kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalı,
Ziraat mühendisi tarafından taşınmazın çeşitli bölümlerinden ve yeterli derinlikten ... numuneleri alınıp, gerekirse ilgili kurumda incelettirilerek, ... toprağı olup olmadığı ve ... toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor alınmalı ve toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/16878, K. 2006/17584, 14 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama