KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/3424 E., 2006/4321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.234 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayılı yazılı hükmün; Dairemizin 07/04/2005 gün ve 2004/14294-2005/4218 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, ... Köyünde bulunan 643 parsel sayılı 13100 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adlarına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 2.450 m2'lik bölümünün Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle Dairece "davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak, kütüğün beyanlar hanesinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarıldığı şerhinin yazılmamış olması doğru olmadığı, bu hususun hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
hükmün 1 numaralı fıkrasının 4. satırında yer alan "tesciline" kelimesinden sonra "kütüğün beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarıldığı şerhinin yazılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Bu kez Hazine kararın düzeltilemsini istemektedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976-1981 yılları arasında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahdidi yapılmış ormanların aplikasyon ve 2. madde uygulaması yine 1989 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir; Şöyle ki; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu parselin (B) ile gösterilen 2.450 m2'lik bölümünün 1744 Sayılı Yasanın 2. madde hükmüne göre V sayılı poligon içinde orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu, geri kalan bölümünün ise baştan beri orman sınırı dışında olduğu belirtilmişse de, bilirkişi raporuna eklenen krokili raporda, çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasındaki konumu açıklanmamış, orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmemiştir. Sadece aplikasyon haritasının uygulanmasıyla yetinilmiştir.
Kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiçbir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasoyunun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu göz önüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olamayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Diğer taraftan davacı Hazinenin davası sadece 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan bölüm hakkında olmayıp parselin tümü hakkındadır.
Hazine 3402 Sayılı Yasanını 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiası ile her zaman dava açabileceği gibi yörede ilk orman tahdidi 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır ve bu yasaya göre yapılan tahditlerde sadece Devlet Ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13/07/1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşan kesinleşmiş tahdit haritaları sınırlarına göre orman sınırı dışında kalan taşınmazların,
orman niteliğini ve hukuki durumunu sapmakta bu harita ve tutanaklar yeterli değildir. Bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. Hazinenin çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açmış olduğundan, taşınmazın 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre durumunun belirlenmesi gerekir.
Anılan hususlarda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı, Dairece hükmün düzeltilerek onanması maddi yanılgıya dayalıdır.
4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme gerek olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilmiş ormanların bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece öncelikle "orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapıldığından, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması ve 1990 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin aslına göre renklendirilmiş ve orman sınır noktalarının açıkça okunabildiği onaylı orman kadastro haritaları ile tutanakları,
dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket hiratısının orjinalinden renkli fotokopisi ... fotoğrafları ve amenajman planı bulundukları yerden getirtilerek dosya içine konulmalıdır.
Daha sonra, mahekemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasında seçilecek üç uzman orman mühendisi ile yeteri kadar harita mühendisi ya da ... ehlinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak keşifte 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ve tutanakları, yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle, ilk orman kadastrosundaki ölçü teknikleir ile ve eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip,
orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmelidir.
Orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattına göre birer birer arazide bulunup röperlenmeli, memleket haritası örneği üzerinde gösterilmelidir.
1942 yılı orman kadastro tutanak ve hiratası zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve 1990 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin çalışma tutanak ve haritası uygulanmalı, memleket haritası üzerinde gösterilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosuna ve daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve 1990 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Eğer taşınmazların tamamının veya bir kısmının 1942 yılında yapılıp kesinleşen tahdit sınırları dışında kaldığı saptanırsa, eski memleket haritası, ... fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı, tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.,
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orjinal- renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine,
yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın ilk orman kadastrosuna ve daha sonra aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, çekişmeli taşınmazın konumu ... parsellerle birlikte orjinal renkli memleket haritası örneği üzerinde konumu gösterilerek rapora ekletilmeli, dava konusu parselin önceki ve hali hazır eylemli durumu hakkında bilirkişilerden ayrıntılı rapor almalıdır.
Anılan yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayınılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, Hazine vekilinin karar düzeltme istemi yerindedir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/3424, K. 2006/4321, 31 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama