KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/3725 E., 2006/6601 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... Köyü 136 ada 13 parsel sayılı 5380.68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden bahçe niteliği ile davacı adına tesbit edilmiştir. Davacı adına tespit edilen taşınmazın 13 dönüm olduğu halde, noksan tespit edildiğini belirterek, Hazineye karşı dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu 13 parselin ... bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 12.306.08 m2 yüzölçümü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşılmakta ise de, buna ilişkin begeler yoktur.
Davacı gerçek kişinin kadastro çalışmalarında kendi adına tesbit edilen 136 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 5380.68 m2 olarak tesbit edildiğini, ancak aslında kullandığı taşınmazın 13 dönüm olduğunu belirterek açmış olduğu davada yapılan inceleme sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne ve 136 ada 13 parsel sayılı taşınmazın (tesbitten farklı olarak ) 12.306.08 m2 yüzölçümü ile davacı adına tapuya tesciline karar vermiştir.
Fenni bilirkişi raporunda davacının talep ettiği taşınmazın 101 ada 22 parsel sayılı 2/B madde uygulamasına konu olması nedeni ile Hazine adına tesbit edilen taşınmaz olduğu açıklanmıştır. Mahkemece 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün davacı adına tesbit edilen 136 ada 13 parsel sayılı taşınmaza dahil edilerek hükmü kurulmasına rağmen dava konusu olan 101 ada 22 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tesbit tutanağı dosyaya getirtilmemiştir.
Ayrıca, yörede orman kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşılmakta olup, buna ilişkin tahdit evraklarının getirtilmediği gibi uzman orman mühendisi marifeti ile inceleme yapılarak taşınmazın hukuki ve fiili durumu da anlaşılmamıştır.
Belirtilen nedenlerle mahkemece öncelikle askı ilan süresi içinde açılan bu davada dava konusu olduğu anlaşılan 101 ada 22 parsel sayılı taşınmaz ilişkin kadastro tesbit tutanak aslı ve yörede yapılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, askı ilan tutanakları ve orman tahdit noktalarını gösteren renkli orijinalinden çıkarılmış orman tahdit haritası dosyaya getirtilmeli,
4785 Sayılı Yasa gözetilmek suretiyle yapılan ve kesinleşen orman kadastro çalışmasının bulunduğu saptandığında uyuşmazlığın kesinleşen tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması ile çözümleneceğinden serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ... memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp,
değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yapılacak uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen 2/B madde uygulamasına konu olduğu saptandığında öncesi devlet ormanı olan bir yerin 2/B madde uygulaması ile ancak hazine adına orman sınır dışına çıkarılabileceği ve gerçek kişilerin bu gibi yerlerin kendi adlarına orman rejimi dışına çıkarılmasın talep edemeyecekleri ,bunda hukuki yararlarının da bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmeli,
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman sınırlandırılması yapılmamış veya sınırlandırılma ilk olarak yapılmış ise, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Bu nedenle,
Mahkemece çekişmeli taşınmaz komşu olan taşınmazlar ilişkin kadastro tesbit tutanakları ve varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler ile eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, serbest orman mühendisleri arasından seçilecek 1 uzman orman yüksek mühendisi ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp;
bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.Eksik inceleme ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/3725, K. 2006/6601, 11 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama