Davacı ... 31.12.2003 tarihli dava dilekçesiyle, 1957 yılında makiye ayrılarak ormanla ilişiği kesinlen ... Köyü 1464 sayılı parseli miras bırakanı tarafından 60 yıl önce imar ve ihya ... zilyet etmeye başladığını ve o zamandan beri ... alanı olarak kullanıldığı ve 1400 m2 yüzölçümünde olan taşınmazın kendisine bağışlandığı halde 1975 yılında yeniden orman sınırları içinde aplike edilip Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılıp Hazine adına tapuya tescil edildiğini, tapu kaydının iptaliyle adına tescilini istemiş, ... ... 30.05.2005 tarihli dilekçesiyle, taşınmazın ortak muris ... ... ...’ten kaldığı ve paylaşılmadığı, payı oranında adına tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1946 yılında yapılıp 29.01.1947 tarihinde kesinleşmiş, daha sonra 1975 yılında aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılıp, 30.09.1975 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden sonra kesinleşmiştir.
Mahkemece; kesinleşmiş orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritaların, makiye ayırma tutanak ve haritasının, Kadastro Mahkemesinin 04.10.1994 gün ve 1991/2955-2674 sayılı kararının ve eki olan bilirkişi rapor ve krokilerinin uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen, ... elemanı bilirkişi, ziraat uzmanı bilirkişi ve Orman uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin, 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken 1957 yılında makiye ayrıldığı ancak dağıtımının yapılmadığı,
1975 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip tarafından, 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince makilik alan olduğu gerekçesiyle orman rejimi dışında bırakılmışsa da makiye ayrılmakla taşınmazın niteliği değişmiş olarak yine Hazine adına tapuda kayıtlı olma halini sürdüreceği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile 3116 Sayılı Yasaya eklenen “e” bendi gereğince “... cinsinden her türlü ağaçcıklarla örtülü yerler,”in orman sayılmadığı kabul edilmiştir. Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tesbitine Ait Yönetmelik ile makilik ve ormanlık alanların ayrılması hükümleri getirilmiş, daha sonra Funda ve Makilik Sahaların Tesbitine Ait Talimatname yürürlüğe girmiştir.
Bu dönemde, topraksız köylülere dağıtılmak üzere makilik alanların belirlenmesi çalışmaları yapılmıştır. Ancak, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren, 31.08.1956 tarihinde kabul edilen 6831 Sayılı Yasa ile 3116 Sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmış, ... yasanın 1/J maddesinde “Funda ve ... ile örtülü orman ve ... muhafaza karakteri taşımayan yerler” in orman sayılmayacağı kabul edilmiş, yine 6831 Sayılı Yasanın 117. maddesi ile kısaca ...
Yasası olarak bilinen 5653 Sayılı Yasa tamamen yürürlükten kaldırılmış olduğundan ... Komisyonlarının da yasal dayanağı kalmamış, başka bir anlatımla makiye ayırma işlemleri sona ermiştir. Bu nedenle 1957 yılında yapılan ve o tarihte hiçbir yasal dayanağı bulunmayan makiye ayırma işlemine değer verilemez.
6831 Sayılı Yasanın 1. maddesinde ormanın tanımı “Tabi olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleri ile birlikte orman sayılır” şeklinde yapılmış, bir alt fıkrada bendlerde orman sayılmayacak yerler açıklanarak maddi hukuka ilişkin tanımlamalar getirmiştir. Aynı Yasanın 7 ila 11. maddesinde orman kadastro komisyonlarının kuruluşu ve yetkileri ile çalışma usulleri düzenlenmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte olan Yasa ve yönetmeliklerce kendilerine bir görev verilmeyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesindeki maddi hukuk kuralını, usul kuralı olarak algılayıp, 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılan, ancak 1957 yılında yürürlükte olmayan bir Yasanın uygulanması sonucu batıl (yok hükmünde olan) bir işlemle makiye ayrılan çekişmeli taşınmazı, 1975 yılında orman sınırları dışında göstermiştir.
Mahkemece, bu işlem makiye ayırma işlemi olarak tanımlanmışsa da, bu işlem kesinleşmiş orman sınırı içinde kalmaya devam eden bir yerin yanlış aplikasyonla orman sınırları dışında bırakılması işlemidir. Orman Yasasının 7 ila 11. maddeleri, orman kadastro komisyonlarına böyle bir yetki vermediğinden 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan orman sınırları dışında bırakma işlemi yok hükmünde olup, hukuken değer taşımaz.
Yok hükmünde olan bir işlemin sonuçlarını ortadan kaldırmak için, bir mahkeme kararı ile belgelenmesine gerek olmayıp harhangi bir süreye bağlı kalınmadan her zaman ileri sürülebilecektir.
Açıklandığı gibi, çekişmeli taşınmaz 1946 yılında orman olarak sınırlandırıldığına ve 2/B madde uygulamasına konu edilmediğine göre halen 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olma halini sürdürmektedir ve devlet ormanıdır. Devlet ormanlarında sürdürülen zilyetliğin suç oluşturacağı gözönünde bulundurulduğunda, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, sonucu itibariyle doğrudur.
Davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, sonuç itibariyle doğru olan hükmün yukarıda yazılı gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının gerçek kişiye yükletilmesine 23/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.