KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/6008 E., 2006/9191 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... Köyü 102 ada 131 parsel sayılı 667 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 122 yazım numaralı vergi kaydına dayanılarak tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı ... Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, dava tarihinden önce ölen davalı aleyhine dava açılmayacağı, davanın taraflarının da ıslah yolu ile değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyleki. 3402 Sayılı Kadastro Yasanın 29/2. fıkrasının son cümlesinde “dava sırasında, davalının davadan önce öldüğünün anlaşılması halinde davaya mirasçıları aleyhine devam edilir.” hükmü mevcuttur.
Her ne kadar yerel mahkemenin red gerekçesine dayanak yaptığı 04.05.1978 gün 1978/4-5 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Kurulu Kararıyla “ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı ilkesi” kabul edilmiş ise de 1987 yılında yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasası, 29/2. maddenin son cümlesi ile bu ilkeye istisna getirilmiştir.
Bu yasal düzenleme ile kadastro davalarında yargılamanın seriliği ve etkinliği sağlanmaya çalışılmış ve davaların hak düşürücü süre olan 30 günlük askı süresi içinde açılabilmesine olanak tanınmıştır. Bu durumda Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel kurulunun 04.05.1978 gün 1978/4-5 sayılı kararının hukuk mahkemelerinde uygulanmasında zorunluluk bulunmakta olup, kadastro mahkemelerinde uygulanmasına yasal imkan bulunmamaktadır.
Kadastro Mahkemelerinde; ölü kişi aleyhine dava açıldığının dava sırasında belirlenmesi halinde 3402 Sayılı Yasanın 29/2. maddesinin son cümlesi uyarınca mahkemece, ölü kişinin; aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek ve gerekirse tanık dinlenmek suretiyle 3402 Sayılı Yasanın 25/1. maddesi uyarınca veraset ilamı (mirasçılık belgesi) çıkarılarak mirasçıları belirlenmeli ve mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 Sayılı Tebligat Yasasına uygun olarak tebliğ edilerek husumet yaygılaştırılmalı, taraflardan delil ve belgeleri istenmeli, gerekli olan araştırma, uygulama ve inceleme yapılarak davanın esası hakkında hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda yerel mahkemece, dava tarihinden önce öldüğü belirlenen tespit maliki ... ...’nın mirasçılık belgesi alınıp Orman Yönetimince davalının mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma günü usulünce tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılmış olmakla, davanın taraflarından delil ve belgeleri istenmeli, yöntemine uygun olarak orman araştırması yapılmalı ve işin esası hakkında hüküm kurulmalıdır. Aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/6008, K. 2006/9191, 23 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama