KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/6770 E., 2006/9061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
658 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve gerçek kişiler ile davalı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ...
Köyü ... mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğe konu olmayacak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz olduğunu iddia ederek adlarına tescilini, davalıların dava konusu taşınmaza elatmalarının önlenmesi ve kal-e karar verilmesini, davacı gerçek kişi ise birleşen dosyada zilyetliğe dayalı olarak tescil talep etmiş, mahkemece ... bilirkişi raporunda belirtilen 1 nolu 3500 m2 ve 2 nolu 38602 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki Hazinenin davasının kabulü ile bu taşınmazların tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline,
davacı gerçek kişiler hakkındaki elatamasının önlenmesi ve üzerindeki muhdesatın kal-ine, davacı gerçek kişilerin davalarının reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve gerçek kişiler ile davalı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1975 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1964 tarihinde yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
1) Davacı gerçek kişilerin temyiz itirazları yönünden;
Toplanan deliller uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından ... raporunda 1 ve 2 nolu olarak gösterilen 3500 m2 ve 38602 m2 yüzölçümündeki taşınmazların yörede 1949 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içerisinde kaldığı, daha sonra 1744 Sayılı Yasa gereğince yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, zilyetliğe konu olmayacak yerlerden olduğu anlaşılarak mahkemece davacı gerçek kişilerin açmış oldukları davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Çekişmeli taşınmazların kesinleşen 2. madde uygulamasına konu olduğu belirlenerek mahkemece davacı Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak çekişmeli 1 ve 2 nolu taşınmazların etrafının kesinleşen orman sınırları içinde kalan ormanlık alan ile çevrili olması nedeniyle "2/B madde sahası ve orman içi açıklık" niteliği ile Hazine adına tapuya tescili yolunda hüküm kurulması gerekirken "tarla" niteliği ile hüküm kurulması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Ayrıca, Hazinenin açmış olduğu tescil davası kabul edilerek hüküm kurulduğuna göre, kendisini vekil ile temsil ettiren Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de doğru değildir.
3) Davalı ... Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı gerçek kişilerin açmış oldukları ve bu dosya ile birleşen 2002/574 E.-2003/3 K. sayılı dosyada Orman Yönetimi davalı gösterildiği için taraf olarak yer almaktadır. Davacı gerçek kişilerin açtığı dava red edildiğine göre H.Y.U.Y.'nın 413 ve devamı maddeleri gereğince yargılama giderlerinin davacı gerçek kişiler üzerinde bırakılması ve kendisini vekil ile temsil ettiren Orman Yönetimi lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece yargılama giderlerinin Orman Yönetimi de dahil olmak üzere tüm davalıların üzerinde bırakılması doğru değildir. Ancak bu husus hükmün bozulmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/6770, K. 2006/9061, 22 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama