KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/10247 E., 2007/12988 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
769 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... Köyü 110 ada 370 parsel sayılı 4581.54 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden 3303 Sayılı Yasanın 3. maddesi gereğince arzın altındaki madenlerin devlete ait olduğu konusunda tutanağın beyanlar hanesinde şerh de verilerek davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı ... Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin (B1) ve (B2) harfli 467.10 m2 ve 410.59 m2'lik bölümlerinin orman niteliği ilehazine adına, (A) harfli 3703.94 m2'lik bölümün ise tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından (A) harfli bölüme yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2000 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi, raporunda çekişmeli taşınmazın bir bölümünün yörede yapılan 1976 yılındaki orman kadastro çalışmasında tahdit dışında, bir bölümünün ise tahdit içinde kaldığını belirterek taşınmazın kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak, taşınmazın tahdit hattına göre konumunu işaretleyen kroki sunmuştur.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın, kısmen kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kısmen de dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; dosyada uzmanlığına başvurulan orman bilirkişisi düzenlediği raporda kadastro paftası ile orman tahdit haritasını ölçeklerini eşitleyerek çakıştırdığını belirtmekte ise de çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunu 1976 yılına ilişkin orman tahdit haritası üzerinde işaretleyerek gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu hali ile rapor yetersizdir.
Ayrıca aynı köyde bulunan başka bir taşınmaza yönelik olarak aynı iddia ile Orman Yönetimi tarafından açılan başka bir dosyada yerel mahkemece verilen hükmün temyizen incelenmesi Dairemizin 2007/2845 E. sayılı dosyasında yapılmış olup yörede 2000 yılında 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan bir aplikasyon ve 2/B madde çalışmasının da bulunduğu sözkonusu dosyadan saptanmış ise de dosya içinde 2000 yılında yapılan bu çalışmalara ilişkin evraklar bulunmadığı gibi uzman bilirkişilerce de uygulanmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle yörede 2000 yılında 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışmasına ilişkin orman tahdit haritası, işe başlama, askı ilan ve çalışma tutanaklarının getirtilip dosyaya konulması,
daha sonra önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ... memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan,
orman kadastro haritasından, ... fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır.
Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer,
kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre,1976 yılında yapılan orman kadastrosu, 2000 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan ... fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek,
çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı,
ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan ... fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli ,hükmün sadece orman yönetimi tarafından (A) harfli bölüme yönelik olarak temyiz edildiği ve B1 ve B2 harfli bölümlere ilişkin olarak usuli kazanılmış hak oluştuğu göz önüne alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2007/10247, K. 2007/12988, 25 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama