KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/1235 E., 2007/13040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
2.516 kelime·13 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... ... (...) Köyü 2526 parsel sayılı 193.875 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, T.Sani (...) 1930 tarih 2 numaralı tapu kaydı revizyon gösterilerek ... ... adına 1971 yılında tespit edilmiştir.
Orman Yönetimi taşınmazın orman, köy tüzel kişiliğinin de, köy ... malı olduğu konusundaki itirazları komisyonca kısmen kabul edilerek, komisyon kararına ek krokide 5698.75 m2 ve 2000 m2 olarak gösterilen bölümlerin ifrazı ile orman olarak tapulama dışı bırakılmasına, ancak orman tahdit haritası dışında kaldığı halde tapulama sırasında tespit tutanağı düzenlenmeyerek orman sayılan yer olarak tespit harici bırakılan bir bölüm yerin 2526 sayılı parsele ilavesi ile bu parselin 350.048 m2 yüzölçümü ile tesbit maliki ... adına tesbitine karar verilmiştir.
Komisyon kararının iptali konusunda Orman Yönetimi ve köy tüzel kişiliğinin aynı iddia ile ayrı ayrı açtıkları 1973/205 ve 1973/213 sayılı dosyaların birleştirilmesinden sonra 27.04.1988 tarihinde verilen karar 16. Hukuk Dairesinin 11.06.1991 gün ve 1990/17473-8965 sayılı kararı ile bozulmuş, bozma kararına uyularak kadastro mahkemesince verilen ikinci karar 20. Hukuk Dairesinin 13.03.1997 gün 1996/1677-2918 sayılı kararı ile 2526 sayılı parsel hakkındaki hüküm araştırmaya yönelik olarak,
tespit tutanağı düzenlenmeyerek orman olarak tespit harici bırakılan, ancak 08.10.1973 gün ve 143 sayılı Tapulama Komisyon kararı ile 2526 sayılı parsele ilave edilen bilirkişi krokisinde (B) işaretli 2963 m2 ve (C) işaretli 56.418 m2, (D) işaretli 48.136 m2 bölümler hakkındaki hükümde görevsizlik kararı verilmesine işaretle bozulmuştur.
Kadastro Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra 21.11.2000 gün ve 1997/8-39 sayılı kararla orman olması nedeniyle tespit tutanağı düzenlenmeyen (B) ile işaretli 2963 m2, (C) ile işaretli 56814 m2 ve (D) ile işaretli 48.136 m2 ki, toplam 107.913 m2 olan bölümler yönünden görevsizliğe, köy tüzel kişiliğinin 2526 sayılı parsel hakkındaki davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, 2526 sayılı parselin gerçek yüzölçümü 193.875 m2 olmayıp 177.266 m2 olduğundan 29.06.2000 tarihli bilirkişi krokisinde orman tahdidi içinde kalan (A) işaretli 7005 m2 bölümün 2526 sayılı parselden ifrazına ve
orman niteliği ile Hazine adına tesciline, kalan 170.261 m2 bölümün de dava konusu parsele revizyon gören ... 1930 tarih 2 nolu tapuyu Nisan 1979 tarih 1 nolu tapu kaydı ile 3402 Sayılı Yasanın 40. maddesi hükmüne göre satın alan müdahil davacılar ... Albüs Pisak (2/4 pay), ... (1/4 pay), ... ...
(1/4 pay) adlarına tesciline dair verilen kararın, müdahil davacı gerçek kişiler ile Orman Yönetiminin temyizi üzerine Dairenin 21.10.2000 gün ve 2000/7766-8233 sayılı kararı ile onanıp, 16/08/2003 tarihinde kesinleşmesinden sonra müdahil davacılar vekilinin başvurusu üzerine dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Müdahil davacılar vekilinin 13.04.2004 günlü dilekçesiyle 2526 sayılı parselin tesbitine esas alınan Haziran 1930 tarih 2 (Nisan 1981 tarih 1 ve Eylül 1981-1) numaralı tapu kaydı kapsamında kalan ancak, tapulama tespit tutanağı düzenlenmeyerek orman olarak tesbit harici bırakan bilirkişi krokisinde (B), (C) ve (D) işaretli toplam yüzölçümü 107.913 m2 olan dava konusu taşınmazın payları oranında müdahil davacılar adına tescilinin istenmesi üzerine, Asliye Hukuk Mahkemesince hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın kadastro mahkemesinin 1997/8 sayılı dava dosyası ve bu dosya içindeki bilirkişi raporları esas alınarak,
bilirkişiler tarafından düzenlenen 29.06.2000 tarihli raporda (B) ile işaretli 2963 m2, (C) ile işaretli 56.814 m2 ve (D) ile işaretli 48136 m2’lik kısım olmak üzere toplam 107913 m2 yüzölçümlü taşınmazın 1/4'erden 2/4 payının ... ... ve ... ... 2/4 payının da ... ... ... Pisak adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ; hüküm davacı Orman Yönetimi ile müdahil davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel arazi kadastrosu sırasında hakkında tutanak düzenlenmeyerek orman olarak tespit dışı bırakılan (B), (C) ve (D) ile işaretli toplam 107.913 m2 yerin eski tapu kaydına dayanılarak tesciline ilişkindir Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1939 yılında yapılan orman kadastrosu ile 1982 tarihinde yapılan aplikasyon işlemi bulunmaktadır.
1) Dava genel arazi kadastrosu sırasında hakkında tutanak düzenlenmeyerek orman olarak tespit dışı bırakılan (B), (C) ve (D) ile işaretli toplam 107.913 m2 yerin eski tapu kaydına dayanılarak tesciline ilişkin olup Kadastro Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra 21.11.2000 gün ve 1997/8-39 sayılı kararla orman olması nedeniyle tespit tutanağı düzenlenmeyen (B) ile işaretli 2963 m2, (C) ile işaretli 56814 m2 ve (D) ile işaretli 48.136 m2 ki toplam 107.913 m2 olan bölümler yönünden görevsizlik kararı verilmesi üzerine asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir.
H.Y.U.Y.’nın 193.maddesi gereğine görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde görevli mahkemeye baş vurularak taraflara tebligat yaptırılması gerekir. Bu 10 günlük süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Görevsizlik kararı temyiz incelemesi sonunda Yargıtay’ın onama kararı ile kesinleşmiş ise 10 günlük süre H.Y.U.Y.’nın 193/III maddesi gereğince Yargıtay onama kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Çünkü, H.Y.U.Y.’nın 440/III -3 maddesi uyarınca, mahkemelerce verilen görevsizlik kararlarının bozulması veya onanmasına ilişkin kararları hakkında karar düzeltme yoluna gidilemez.
Başka bir anlatımla görevsizlik kararları, karar düzeltmeye tabi olmadığından Yargıtay kararının verildiği tarihte kesinleşmiş sayılır. Bu nedenle de, kural olarak. H.Y.U.Y’nın 193. maddesi gereğince davacı tarafın (temyize konu olayda müdahil davacıların) Yargıtay onama kararının tebliğinden itibaren 10 gün içinde görevli yasa görevsiz mahkemeye baş vurması ve tebligat masraflarını yatırması gerekirdi.
Ancak, somut olayda; tesbit tutanağı düzenlenmeyen 107.913 m2 yüzölçümündeki taşınmaz yönünden dava görev yönünden ret edilerek 2526 sayılı parsel hakkındaki Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, 2526 sayılı parselin gerçek yüzölçümü 193.875 m2 olmayıp 177.266 m2 olduğundan 29.06.2000 tarihli bilirkişi krokisinde orman tahdidi içinde kalan (A) işaretli 7005 m2 bölümün 2526 sayılı parselden ifrazına ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline, 2526 sayılı parselin geriye kalan ve 170.261 m2 bölümünde dava konusu
parsele revizyon gören ... 1930 tarih 2 nolu ve Nisan 1979 tarih 1 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığından 3402 Sayılı Yasanın 40. maddesi hükmüne göre tesbit ve dava tarihinden sonra taşınmazı satın alan müdahil davacılar ... (2/4 pay), ... (1/4 pay), ... ...
(1/4 pay) adlarına tesciline dair karar verilmiş, görevsizlik kararı dışında kurulan hüküm karar düzeltmeye tabi olduğundan bu husus müdahil davacılar lehine değerlendirilerek hükmün bütün halinde karar düzeltme süresi geçtikten sonra, karar düzeltme süresinin bittiği 16.08.2003 tarihinde kesinleştiği ve 10 günlük başvuru süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı kabul edilerek davalı ve müdahil davacıların 26.08.2003 tarihine kadar görevli ve yetkili ...
Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak davacı ve karşı davalı Orman Yönetimi ve Hazineye tebligat yaptırmaları gerekirken H.Y.U.Y.’nın 193. maddesinde belirtilen 10 günlük başvuru süresi geçirildikten sonra davalılar ve müdahil davacılar vekili Av. ... ... tarafından 26.09.2003 tarihinde dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için dilekçe verilmiştir.
Hakkında görevsizlik kararı verilen dava Asliye Hukuk Mahkemesinde adli tatilde görülmeyecek bir dava ise ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesine başvurma süresi olan on günlük hak düşürücü sürenin bitmesi adli tatile rastlıyor ise süre yedi gün daha (yani 12 Eylüle kadar ) uzamış sayılır. (H.Y.U.Y madde 176-177) Kadastro Mahkemesinin 21.11.2000 gün ve 1997/8-39 sayılı kararı 16.08.2003 tarihinde kesinleşir.
On günlük başvuru süresi 26. 08. 2003 tarihinde yani adli tatil içinde bittiğinden ve tescil davaları da adli ara vermede bakılamayacak davalardan olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesine on günlük başvuru süresinin 12.09.2003 tarihinde sona erdiğinin kabulü gerekir. Davalı ve müdahil davacılar vekili Av. ... ... 26.09.2003 tarihinde dosyanın Asliye Mahkemesine gönderilmesi için kadastro mahkemesine dilekçe vermiştir.
Bu on günlük süre hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. O halde, davalı ve müdahil davacılar vekili Av. ... ... tarafından on günlük süre geçirildikten sonra dilekçe verilmiş olduğundan mahkemece DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2) Kabule göre de;
Asliye Hukuk Mahkemesince hiç bir araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuş, çekişmeli taşınmazlara komşu 239 ve 209 ve davacıların dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü 2524, 2525 nolu parsellere ait kadastro tesbit tutanakları ile revizyon tapuları ve kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmediği gibi, bu parsellerin tesbitlerinin hangi nedenle yapıldığı araştırılmamış, T.Evvel 1928 tarih 52 numaralı tapu kaydına geldi gösterilen T.Sani 1312 tarih 128 nolu tapu kaydının ve yine Şubat 1307 tarih 323 - 324 nolu tapu kayıtlarını geldi kayıtları getirtilmemiş,
tapu kayıtlarının tesisinde miktar yok iken T.Sani 1312 tarih 128 nolu 1553 dönüm 637 arşın ve ...
1930 tarih 2 no’da 3077 dönüm 100 arşın olarak miktar yazılmasının nedeni araştırılmamış, davaya konu yerlerin öncesinin ne olduğu, kullanılıp kullanılmadığı eski ve ... tarihli memleket haritaları ve ... fotoğrafları ile Büyükşehir Belediye Başkanlığınca düzenlenen hali hazır haritalar ile fotogometri ve ortofoto yöntemiyle düzenlenen haritaca ... fotoğrafları getirtilip incelenmemiş çekişmeli yerlerin bu resmi belgelerde ne şekilde değerlendirildiği belirlenmemiştir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan ya da sınırlamanın 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları da yasada gösterildiğinden komşu 209 ve 239 nolu parseller ile dayanılan tapunun revizyon
gördüğü 2524 ve 2525 sayılı parsellere ve varsa revizyon kayıtları ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte yine davacıların dayandığı, ...
Şubat 1307 tarih 323, 324 nolu ve T.Sani 1312 tarih 128 ve T.Evvel 1928 tarih 52 ve T.Sani 1930 tarih 2 nolu tapu kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile yerel tapu idaresinden ayrı ayrı istenmiş, tapu kayıtlarının tesisinde yüzölçümünün yazılı olmayıp T.Sani 1312 tarih 128 noda 1533 dönüm 637 arşın T.sani 1930 tarih 2 numarada 3077 dönüm 100 arşın olarak yazılma nedeni, T.sani 1928 tarih 32 ve T.Sani 1930 tarih 2 nolu tapu kayıtlarının ... haline çevrilmiş dayanakları (müsbite evrakları) getirtilip incelenmemiş,
gerektiğinde bu konuda bilirkişilerden rapor alınarak tapu kaydına yüzölçümünün daha sonra yazılmasının ve değiştirilmesinin yasal dayanağı bulunup bulunmadığı belirlenmemiş, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri gösterir en eski eski tarihli ve yine 1950'li 1960'lı ve 1970'li yıllara ait memleket haritası,
... fotoğrafları ve varsa amenajman planları ile fotogometri ve orto foto yöntemiyle düzenlenen haritalar ile ... fotoğrafları ve Büyükşehir Belediye Başkanlığınca düzenlenen hali hazır haritalar ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman ve bir ziraat mühendisi ile bir ... elemanı aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, bu belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmamış; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmemiş; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmemiş; yukarıda değinilen diğer belgeler ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılmamış;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası, tahdit haritası ve kadastro paftası ölçekleri birbirine çevrilerek eşitlendikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmamış, ayrıca dayanılan T.
Sani (...) 1930 tarih ve 2 nolu tapu kaydı dava dışı 2524, 2525 ve 2526 nolu parsellere de uygulandığından, getirtilecek 209 ve 239 sayılı parsel tutanaklarından bu parsellere de uygulanıp uygulanmadığı incelenmemiş, 3402 Sayılı Yasanın 20/B maddesindeki “ Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise,
kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır ” hükmü gereğince dayanılan tapu kaydı sınırları içinde kaldığı kabul edilen (B) ,(C) ve (D) ile işaretli bölümlerin davalı ve müdahil davacılar ... ..., ... ... ve ... ... ...
Pisak ve bunların halefleri tarafından kullanılıp kullanılmadığı bu yerlerin niteliğinin ve öncesinin ne olduğu, en eski tarihli ... fotoğrafları ile 1950'li, 1960'lı ve 1970'li yıllara ait ... fotoğrafları ve memleket haritalarında, hali hazır haritalarda fotogometri ve ortofoto yöntemiyle düzenlenen harita ve ... fotoğraflarında ... arazisi ve kullanan yer olarak gözüküp gözükmediği, niteliği ile üzerindeki ağaç ve bitki örtüsünün ne olduğu,
bu belgeler özel aletlerle incelenerek belirlenmemiş, davaya konu yerler bu belgelerin orjinalleri ve yine orjinallerinden ölçeği küçültülerek değişik tarihli haritalar üzerinde ayrı ayrı gösterilip, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine olanak verecek biçimde bilirkişilere müşterek imzalı rapor düzenlenlettirilmemiş,
çekişmeli taşınmaz ile etrafındaki ormanlar 1939 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre Devlet Ormanı olarak tahdit edilmiş ise de, o tarihte yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa gereğince sadece Devlet Ormanlarının tahdidi yapılması gerektiği iddiası ile T.Sani 1930 tarih 2 nolu tapu maliklerinin açtığı dava sonunda Üsküdar Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 1941//414-1942/576 sayılı kararı ile tapu kapsamındaki yerlerle ilgili orman kadastrosunun iptal edildiğine var ki, bu karardan sonra 13/07/1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanlar hiçbir bildirime gerek kalmaksızın devletleştirildiği,
4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra herhangi bir devletleştirme haritası düzenlenmeyip 1939 yılı tahdit haritasının, 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilen yerlerle birlikte, bu yerlerin bitişiğinde olan ve eskiden beri Devlete ait ormanları da içine aldığı,
bu nedenle 1939 yılı tahdit haritası kapsamında kalan yerlerin sadece davacılara ait tapu kaydı kapsamında kalıp da devletleştirilen orman bölümüne ait olmayacağından, bu haritanın davacı ve müdahil davacıların dayandığı T.Sani Haziran 1930 tarih 2 nolu tapu kaydının 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesinde belirtilen haritası olamayacağından dava konusu taşınmazın bu orman haritasının dışında kalmasının davanın niteliğine göre davacılar yararına bir hak sağlamayacağı, dava konusu taşınmaz davacıların tutunduğu tapu kaydının yüzölçümüyle kapsamında kalsa bile,
davaya konu yerler eskiden beri hak sahipleri tarafından kullanılmayan, orman ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bir yer ise 3402 Sayılı Yasanın 20/B maddesi gereğince bu yerlerin tapuda kayıtlı yer olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak tapu kaydı, ilk oluşturulduğu sınırlarla yerine uygulanıp sınırları ve yüzölçümü ile kapsadığı alanlar 3402 Sayılı yasanın 20/B maddesi gereğince belirlenip tapu kaydında yazılı sınır yerleri eski ve ... tarihli memleket haritaları ve kadastro paftaları, ... fotoğrafları,
hali hazır haritalar ile fotogometri ve ortofoto yöntemiyle düzenlenen haritalar üzerinde gösterilip keşfi ve uygulamayı izleme olanağı sağlanmamış, dava konusu taşınmazın güneyinde bulunan ve dayanılan tapu kaydının ... sınırında yazılı Yazla Çiftliği ... ...
Köyü 809.850 m2 yüzölçümlü 150 sayılı parsel Yazla Çiftliğine ait Haziran 1928 tarihli sicilden gelen Mart 1930 tarih 3 ve Eylül 1959 tarih 5 nolu tapu kaydı revizyon gösterilerek 2526 sayılı parselin tesbit maliki ... ... ... mirasçıları ...
Kerrar ... ve ... ... ... adına tesbit ve tescili yapılan ve halen Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 1994/182 sayılı dosyasında Orman Yönetimi ile aralarında dava konusu olduğu, yine aynı tapu kayıtlarının revizyon görmesi sonucu kadastro tesbitleri yapılan ... ...
Köyü 4.900 m2 yüzölçümlü 142 ve 363.000 m2 yüzölçümlü 149 sayılı parseller Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 2004/42 sayılı dava dosyasında Hazine tarafından tapu malikleri ... ... ve arkadaşları aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının halen devam ettiği anlaşıldığından bu davaların birbirine etkisi araştırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmemiş olması davalı ... ... ... mirasçıları dava konusu taşınmazı dava sırasında müdahil davacılara devir ... dava ile ilgilerini kestikleri halde yararlarına vekalet ücreti takdir edilmesi yine takdir edilen vekalet ücretinin hangi davacı ve müdahil davacıdan alıp hangi davalı ve
müdahil davacıya verileceğinin kararda açıkca gösterilmeyerek infazda duraksama yaratılmış olması ve dava konusu taşınmazların dava tarihindeki gerçek değeri belirlenerek 492 sayılı Harçlar Yasası gereğince karara ilam harcının adlarına tescil kararı verilen kişilerden alınmamış olmasıda isabetsizdir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2007/1235, K. 2007/13040, 26 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama