KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/5081 E., 2007/8138 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
737 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil, elatmanın önlenmesi ve kal davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, ... Köyü 179 ada 7 parsel sayılı 4200.87 m2 yüzölçümündeki ... adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın, yörede yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığını belirterek tapu kaydının iptaline, davalıların elatmalarının önlenmesine ve üzerindeki binaların kal'ine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, 179 ada 7 arselin (A) harfli 859.62 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline, bu bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, bu bölüm üzerinde davalıların elatmalarının önlenmesine ve bu bölüm üzerinde bina olmadığından kal talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından (B) harfli bölüme yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali tescil, elatmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir.
Yörede 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1982 ve 1992 yıllarında yapılarak kesinleşen aplikasyon, 2. ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan uzman orman ve fen bilirkişilerinin müşterek olarak düzenledikleri raporda, çekişmeli taşınmazın yörede 1943 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında kısmen orman sınırları içinde kaldığını ve daha sonra yapılan aplikasyon, 2. ve 2/B madde uygulamalarına konu olmadığını belirterek, taşınmazın tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki sunmuşlardır. Ancak, dosya içinde değişik tarihlerde yapılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin tüm evraklar bulunmadığı gibi, davalı olarak davada yer alan kişilerin çekişmeli taşınmazın tapu kaydında malik olarak gözüken ... mirasçıları olup olmadıkları da dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu o yer ile ilgili tüm orman kadastro tutanakları ve haritalarının yasa ve yönetmelikte belirlenen yöntem ile uygulanması sonucu belirlenir.
O halde; mahkemece, öncelikle tapu kaydında malik olarak gözüken ...'e ait veraset ilamı alınarak davalıların bu kişinin mirasçıları olup olmadıkları saptanmalı, davalılar dışında başka mirasçı bulunması halinde onlarda davadan haberdar edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yörede 1944, 1982 ve 1992 yıllarında yapılan orman kadastro çalışması,
aplikasyon, 2. ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin işe başlama, çalışma, iş bitirme ve askı ilan tutanakları ile bu çalışmalara ilişikin orman tahdit noktalarını okunaklı olarak gösteren aslına uygun olarak düzenlenmiş renkli orman tahdit haritaları dosyaya getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte.
6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama yönetmeliğinin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların arza uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır” hükmü gereğince 1944, 1982 ve 1992 yıllarında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritaları, tutanakları ve kadastro paftası açı ve mesafeler gözönüne alınarak sağlıklı biçimde zemine uygulanıp,
zeminde bulunacak ilk tesis edilen orman sınır noktasından hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunarak ve ölçülerek en az ada bazında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki orman sınır noktaları birer birer zeminde bulunmalı ve yeri işaretlenmeli;
orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedenleri üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri ve yer değiştirip değiştirmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, tereddütsüz olarak zeminde yeri saptanabilen en yakın sabit orman sınır noktalarından hareketle, yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup, orman kadastro çalışmasında uygulanan yöntem ve araçlar ile ölçülerek orman sınır noktaları birer birer bulunup zeminde işaretlenmeli, 1944 tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1982 ve 1992 yıllarında yapılan orman kadastrosu,
aplikasyon ve 2/B madde çalışmasından sonra oluşturulmuş olan harita bu çalışmalarda uygulanan yöntem ve araçlar ile yerine uygulanmalı, çekişmeli taşınmazların bu orman sınır hatlarına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, haritalar arasındaki farklılık varsa nereden kaynaklandığı belirlenmeli, bilirkişi kuruluna, uygulanan tüm haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlettirilerek,
çekişmeli taşınmazların 1944 yılındaki 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış orman kadastrosunda oluşturulan orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı, 1982 yılında yapılan aplikasyon, 2. madde uygulaması ve 1992 yıllarında yapılan tahdit, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile oluşturulan orman sınır hattına göre çekişmeli taşınmazın konumunu ada bazında gösteren, bilirkişilere en az 4-5 orman tahdit noktasının işaretlendiği orman sınır hatları ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2007/5081, K. 2007/8138, 14 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama