KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/130 E., 2008/4449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2008
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
929 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.12.2005 tarih 2005/11307-15101 sayılı bozma kararında özetle: “Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda “davanın reddine” dendiği halde, gerekçeli kararda “davacının davasının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulüne” denilmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni oluşturduğu.
Kabule göre ise 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesine göre Orman Yönetiminin davaya müdahil davacı sıfatıyla harçlı bir katılımı olmadığına ve taraf sıfatı bulunmadığına göre; kısa kararda olduğu gibi 115 ada 128, 129, 130, 131, 132 ve 134 parseller hakkındaki davanın reddine, tespit gibi tesciline karar vermekle yetinilmesi gerekirken, çekişmeli taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir.
Bozma kararından sonra Orman Yönetimi 07.03.2006 tarihli dilekçesi ile davaya müdahil olmuş ve taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacıların davasının reddine, müdahil davacı ...
Yönetiminin davasının kabulü ile 115 ada 132, 131, 130, 129 ve 128 parsel sayılı taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına, 115 ada 134 parselin tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı gerçek kişiler ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır. 1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve anlaşıldığına çekişmeli 115 ada 134 numaralı parselin uzman orman bilirkişi kurulu tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişiler ile davalı hazinenin bu parsele yönelik olarak yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Çekişmeli 115 ada 132, 131, 130, 129 ve 128 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince bu parsellerin uzman orman bilirkişi kurulu tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada 1958 tarihli memleket haritası, ... fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakta olup tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğu , öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğundan ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağından temyiz itirazlarının REDDİNE;
3) Çekişmeli 115 ada 132, 131, 130, 129 ve 128 parsel sayılı taşınmazlara yönelik hazinenin temyiz itirazlarına gelince bu parsellerin 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığından davalı hazine adına tespit gördüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece taşınmazların 2/B madde şartlarını taşıyıp taşımadığı konusunda araştırma yapılmamıştır.
6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile (bilim ve ... bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi,
erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip ... yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin yasa maddesinde anlatılan bilim ve ... bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir.
Bu yöntem, ... erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Yasada tanımlanan (…bilim ve ... bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.
O halde, mahkemece önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte uzman orman bilirkişilerin, 6831 Sayılı Yasanın 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını göz önünde bulundurarak,
yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve ... bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak,
dava konusu taşınmazların orman bütünlüğünü bozmama, su ve ... rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip,
dava konusu taşınmazların hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve ... bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışarak hazırlayacakları bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2008/130, K. 2008/4449, 24 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama